Nesebi ve Nisbeti

[1]

O, Ebû Abdillah Muhammed ibn İsmail ibn İbrahim ibn el-Muğîre ibn Berdizbeh el-Cu’fî’dir.[2] Berdizbeh lâfzını Emir Ebû Nasr ibnu Mâkûlâ (487/1094) Kitâbu’l-İkmâl’de bu şekilde kaydetti ve bu Buhâralılar’ın dilinde ziraatçı ma’nâsınadır dedi.[3] Bu kelime bâzı rivayetler­de Bezizbih şeklinde de zabtedilmiştir.

Berdizbeh, kavminin dîni üzere bulunan bir Farslı idi, ve o dîn üzere öldü. Sonra bunun oğlu el-Muğîre, Buhara vâlîsi el-Yemân el-Cu’fî’nin eliyle müslümân oldu. “Bir şahsın eliyle müslümân olan kimsenin velâsı, o şahsa âid olur” kaaidesi uyarınca, velâ nisbeti olarak Muğîre, el-Yemân el-Cu’fî’ye nisbet edildi. Yânî Muğîre, Buhara âmili el-Yemân el-Cu’fî tarafından müslümân edilmiş ve bu sebebden kendisine, ma’nevî mevlâsına izafetle el-Cu’fî nisbeti verilmiştir. İşte bundan dolayı Buhârî’ye de el-Cu’fî denilmiştir.

Bu Yemân ise Buhârî’nin üstadı olan muhaddis Abdullah ibn Mu­hammed ibn Ca’fer ibn Yemân el-Cu’fî el-Musnidî (229/843)’nin dedesidir .

İbn Hacer; İbrâhîm ibnu’l-Muğîre’ye gelince onun haberleri nden herhangi bir şeye vâkıf olamadık, dedi.

Muhammed el-Buhârî’nin babasına gelince, İbn Hıbbân’ın Kitâbu’s-Sikaat’ında ona âid bir terceme zikredilm iştir. Dördüncü tabakada şöyle dedi: Buhârî’nin babası olan İsmail ibn İbrahim, Hammâd ibn Zeyd’den ve Mâlik’ten rivayet eder. Ondan da Iraklılar rivayet etmişlerdir. Onu oğlu et-Târîhu’1-Kebîr’de zikr edip, İsmail ibn İbrâhîm ibni’l-Muğîre, Mâlik’ten ve Hammâd ibn Zeyd’den hadîs dinlemiş ve İbnu’l-Mubârek (181/797)’e arkadaşlık eylemiştir dedi.

Zehebî Târihu’l-İslâm’da şöyle dedi: Buhârî’nin babası takvâlı âlim­lerden idi. Ebû Muâviye’den ve bir cemâatten hadîs nakletti. Ondan da Ahmed ibn Ca’fer ile Nasr ibnu’l-Huseyn hadîs rivayet ettiler. Ah­med ibn Hafs şöyle dedi: Ben ölümü sırasında Ebû’l-Hüseyn İsmâîl ibn İbrahim’in yanına girdim. O: Malımın hepsi içinde şübheli yoldan hâ­sıl olmuş bir dirhem bilmiyoru m dedi. Ahmed: O, bu sözü söylediği za­man kendi nefsim bana küçük göründü dedi.

İsmâîl ibn İbrahim’in bu sözü, onun salâh ve takvasının delilidir . İşte onun bu salâhı, şöhreti Şark ile Garb’ı doldurmuş bulunup, hâl tercemesi ni yazmakta olduğumuz oğluna sirayet etmiştir.

Buhârî’nin bir ilim ve takva evinden meydana geldiği açıkça gö­rülüyor, çevrenin de ahlâk ve ameller üzerindeki te’sîri gizli olmaz. [4]
[1] Buhârî’nin burada yazılan hâl tercemesi İbn Hacer el-Askalânî’nin Heydu’s-Sârî li-Fethi’1-Bâri Mukaddîmeti Şerhi Sahîhi’l-Buhârî kitabının sonunda birçok başlıklar altında toplanmıştır: s. 474-495. Bu hâl tercemesi Kastallânî’nin İrşâdu’s-Sârî li-Şerhi Sabîhi’l-Buhârî’sinin mukad­dimesinde de yine böyle başlıklar altında toplanmıştır: I, 31-44.

[2] Cu’fî, kursî vezninde, Yemen’de bir kabîle pederinin ismidir ki, Cu’fi ibn Sa’d el-Aşîre’dir; nisbetind e dahî Cu’fi denir; şeddeli yâ’yı hazf ve takdirden sonra yerine nisbet yâ’sını ilhak ile … (Kaamûs Ter., III, 535).

[3] İbn Mâkûla aynı kitabında bu ismi ” Yezdizbeh” şeklinde de rivayet etmiş­tir (Vefeyâtu’l-A’yân, III, 329-331).

[4] Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları; 43-44.

Explore posts in the same categories: Nesebi ve Nisbeti, İmam Buhari

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: