İlim ve İbâdetteki Gayret ve Çalışkanlığı

Kâtib Muhammed ibn Ebî Yahya söyle dedi: Ebû Abdillah el-Buhârî ile beraber bir seferde bulunduğumuz zaman, yaz ayları müstesna, bir oda içinde bulunurdu k. Ben dâima onu bir gece içinde on beş defadan yirmi defaya kadar kalkıyor görürdüm. O bu kalkışların her birinde çakmağı alır, eliyle ateşi ve kandili tutuşturur, bir çok hadîsler çıka­rır, onların üzerlerine alâmetler koyar, sonra başını koyup yatardı. Bir defasında ben ona:

– Sen bunların hepsini nefsine yüklüyorsun da beni uyandırmıyor­sun, dedim.

– Sen gençsin, ben senin uykunu bozmak istemem, dedi.

Ey muhâtab! Uykunun ona ilim çalışmaktan nasıl mâni’ olmayı­şını, uykunun lezzetini ilimleri tahsil etmekte buluşunu, amelindek i ıhlâsı ve ihvanına şefkatından dolayı tilmizini n ve hizmetçisinin ra­hatsız olmasına râzî olmayışını düşün!

Yine Buhârî’nin yukarıda ismi geçen kâtibi söyle dedi: Biz Firabr’da Kitâbu’t-Tefsîr’in tasnifind e çalışırken Buhârî’yi arkası üstü yatmış gördüm. Buhârî o gün tahrîc hususunda kendini yormuştu. Ona:

– Ben senden işittim ki, sen ilimsiz olarak hiçbir şey yapmadım diyordun, binâenaleyh bu sırt üstü yatmaktak i fâide nedir? dedim.

– Bu gün kendimi yordum. Burası ise düşman ağzı olan bir hudûddur. Düşman işinden bir hâdise meydana gelmesind en endişelendim de istirahat etmeyi ve bir hazırlık kazanmayı arzu ettim. Eğer düş­man bizi ansızın bastırırsa böylece bizde de bir hareket olur, dedi.

Ben derim ki, işte onlar bu çalışma ile o yüksek mertebeye ulaş­mışlardır. Hiç şübhesiz Buhârî yorgun hâlde bile kendisind en bir vak­tin zayi’ olmasını istememiştir. İçinde te’lîf gibi sâlih bir amele muktedir olacağı bir zaman, o işi yapmıyarak kendisind en kaçıp git­mesin diye sırt üstü yattığı hâlde bile te’lîf ediyordu.

Muhammed ibn Yûsuf şöyle dedi: Bir gece Ebû Abdillah el-Buhârî’nin evinde, onun yanında bulunuyor dum. Onun bir gece için­de birçok şeyleri hatırlamak için on sekiz defa kalkıp kandili yaktığı­nı ve astığını saydım.

Miksem ibn Saîd de şöyle dedi: Ramazan’ın birinci gecesi olduğu zaman Muhammed ibn İsmail’in yanına ashabı toplanırlar, o da onla­ra her rek’atta yirmi âyet okuyarak namaz kıldırırdı. Kur’ân’ı hatm edinceye kadar böyle devam ederdi. Seherde yarı ile üçte bir arası ka­dar Kur’ân okur ve her üç gecede bir seher sırasında hatim yapardı. Her gün içinde gündüzleyin de bir nevi hatim yapar ve bu hatmi her gece iftar sırasında olurdu.

Kâtibi şöyle dedi: Buhârî seher vaktında on üç rek’at namaz kılar ve bunlardan bir teki ile vitir yapardı.

Ebû Bekr ibn Munîr şöyle dedi: Bir gün Muhammed ibn İsmail el-Buhârî namaz kıldırırken onu on yedi defa eşek arısı soktu. Namazı bitirdiği zaman: Bakın bakalım, şu bana namazımın içinde eza eden şey nedir? dedi. Baktılar ki, bir eşek arısı! On yedi yer kabarmış olduğu hâlde o namazını bozmamıştı. Kâtibi Muhammed ibn Ebî Hâtim’den, Buhârî’nin o namazın sonunda: Bir âyet içinde bulunuyor dum, onu ta­mamlamak istemiştim, dediği rivayet edilmiştir.[1]
[1] Hedyu’s-Sâri, s.480-482, “Zikru sîretihî ve zuhdihî ve fadâilihî”

Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları; 56-57.

Explore posts in the same categories: İlim ve İbâdetteki Gayret ve Çalışkanlığı, İmam Buhari

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: