Buhârî’nin Ölümü

İbn Adiyy şöyle dedi: Ben Abdulkuddûs ibn Abdilcebbâr’dan işittim, şöyle diyordu: Buhara Vâlîsi Hâlid ibn Ahmed, Muhammed ibn İsmail el-Buhârî’nin Buhârâ’dan çıkmasını emr ettiği zaman Buhârî, Semerkand köylerinden bir köy olan ve Semerkand’dan iki fersah kadar uzaklıkta bulunan Hartenk’e çıkıp gitti. Orada Buhârî’nin akrabaları vardı; onların yanına indi. Râvî dedi ki: Ben Buhârî’den işittim, gecelerden bir gece namazı bitirmiş olduğu hâlde duasında şöyle diyordu: Yâ Allah! Bunca genişliğine rağmen Arz bana dar geldi, artık beni kabz edip kendine al![1]

Bu duasından sonra bir ay tamamlanmadan Allah onun ruhunu aldı.

Buhârî’nin kâtibi Muhammed ibn Ebî Hatim şöyle dedi: Ben Gaalib ibn Cibril’den işittim -ki bu zât Hartenk’te Buhârî’nin yanına inip konuk olduğu kimsedir-, şöyle diyordu: Buhârî birçok günler ikaamet etti, sonra hastalandı. Nihayet kendisine Semerkand ahâlîsi tarafın­dan bir elçi yollandı. Semerkand lılar ondan Semerkand’a gelmesini is­tiyorlardı. Buhârî bu isteği kabul etti. Yolculuk için hazırlandı, ayakkabılarını giydi, başlığını sarındı. Ben pazûsundan tutuyordu m, diğer bir kimse de onun bineceği hayvanı yediyordu . Buhari bu vazi­yette yirmi adım kadar yürüyünce: Beni salıverin, bana bir zaîflik geldi, dedi. Biz de kendisini bıraktık, kendisi bâzı dualar okudu. Bundan son­ra uzanıp yattı ve kendinden geçti. Sonra ondan çok ter aktı.

Ebu’l-Hasen el-Kirmânî de: Buhari yalnız başına bir evde idi. Sa­bah olduğu zaman biz onu ölmüş olarak bulduk, dedi.

Buharı bize: Beni üç bez içinde kefenleyi n. Kefenimde gömlek ve başlık bulunmasın, demişti. Nihayet onu kefenleri içine koyduk, üze­rine cenaze namazı kıldık ve çukuru içine yerleştirdik. Kabrinin top­rağından etrafa misk gibi güzel bir koku yayıldı. Ve bu güzel koku yayılması günlerce devam etti. insanlar da günlerce onun kabrine gi­dip gelmeye ve toprağından almaya başladılar. Hattâ kabir meydana çıktı. Biz onun kabrini bekçilerle muhafaza etmeye kaadir olamıyorduk. Kabrinden toprak alanlar bize galebe ediyorlar dı. Nihayet biz, hiçkimse kabre ulaşmaya kaadir olamasın diye, kabir üzerine, parçaları birbirine geçirilip sokuşturulmuş ağaçtan bir kafes diktik. Buhârî’nin vefatından sonraki bu hâli, muhalifle ri yanında da zikr olunca, onlar­dan bâzısı Buhârî’nin kabrine kadar gidip, tevbe ve pişmanlık izhâr etmişlerdir.

Yine kâtibi: Bu Gaalib ibn Cibril de Buhârî’nin ardından ancak az bir müddet yaşadı. O da Buhârî’nin yanına gömüldü, dedi.

Mehyeb ibn Süleym de şöyle dedi: Buhârî’nin vefatı 256 senesinin Ramazan Bayramı gecesi olan cumartesi gecesinde oldu.

el-Hasen ibnu’l-Huseyn el-Bezzâr da Buhârî’nin vefatı hakkında böyle söyledi: Ebu’l-Huseyn ibnu Kaanı’, Ebu’l-Huseyn ibnu’l-Munâdî, Ebû Süleyman ibn Zeber ve diğerleri de onun vefatını bu târih içinde tesbît ettiler. el-Hasen ibnu’l-Huseyn şöyle dedi: Buhâ­rî’nin ömür müddeti 62 seneden on üç gün eksik olmuştur, Allah onu rahmetini n deryasına daldırsın, âmîn. Yine el-Hasen ibnu’l-Huseyn el-Bezzâr: Ben Muhammed ibn İsmâîl el-Buhârî’yi, uzun da değil kısa da değil, orta boylu, ince bedenli olarak gördüm, dedi. Allah Buhârî’ye, bizlere ve bütün müslümânlara rahmet eylesin, âmîn.[2]

Bana Ebu’l-Velîd ed-Derbendî haber verip şöyle dedi: Bize Muham­med ibn Ahmed ibn Muhammed ibn Süleyman haber verip şöyle dedi:

Bize Ebû Nasr Ahmed ibn Sehl ibn Hamdûye haber verip şöyle dedi: Bize Ebu’l-Abbâs el-Fadl ibn Bisâm haber verip şöyle dedi: Ben İbrâhîm ibn Muhammed’den işittim, şöyle diyordu: Muhammed ibn İsmâ­îl, Hartenk’te öldüğü zaman, onun defnini ben üzerime aldım. Onu Semerkand’a taşımak ve orada gömmek istedim. Fakat bir arkadaşı­mız bizi bu işe bırakmadı, artık Buhârî’yi Hartenk’te gömdük. Onun defnini bitirip de kalmakta olduğum menzile döndüğümde, konağın sa­hibi bana şunları söyledi:

Dün Buhârî’den sorup şöyle dedim:

– Yâ Ebâ Abdillah! Kur’ân hakkında ne dersin?

– Kur’ân Allah kelâmıdır, gayrı mahlûktur, dedi. Ben tekrar ona:

– İnsanlar senin: Mushaf’larda Kur’ân yoktur, insanların göğüs­lerinde Kur’ân yoktur, demekte olduğunu iddia ediyorlar, dedim. Buhari:

– Benden söylerken işitmediğin bir şeyi benim aleyhimde şehâdet etmenden dolayı Allah’tan mağfiret dilerim. Ben Allah’ın buyurduğu gibi “Andolsun Tûr’a, neşredilmiş kâğıtlar içinde yazılı Kitâb’a…” diyorum ve: Mushaf’larda Kur’ân vardır, insanların göğüs­lerinde Kur’ân vardır, diyorum. Kim bunun gayrisini söylerse tevbe etmesi istenir. Tevbe ederse iyi, yoksa onun yolu kâfirlik yoludur.[3]

Abdu’l-Vâhid ibn Adem et-Tavâvîsi şöyle dedi: “Ben ru’yâmda Peygamber (S)’i gördüm, beraberin de sahâbîlerinden bir cemâat olduğu hâl­de -zikrettiği- bir yerde durmuştu. Ben kendisine selâm verdim. Selâmı aldı. Yâ Rasûlallah, seni durduran nedir? dedim. Muhammed ibn İs­mail’i bekliyoru m, buyurdu. Birkaç gün geçtikten sonra Buhârî’­nin ölüm haberi bana ulaştı. Hesâb ettik, baktık ki Buhari, benim Peygamber’i ru’yâmda gördüğüm saat içinde vefat etmiş!”[4]

Doğum târihi (194); vefat târihi (256)’dır.[5]
[1] Hadîste “Yâ Rabb! Bir kavme fitne irâde ettiğin zaman bizleri fitneye uğratılma­mışlar olarak vefat ettirip kendine al!” duası gelmiştir.

İşte Buhâri bu duasının ardından hastalandı. Vefatı da Ramazân Bayramı gecesi Cumartesi gecesi-yatsı namazı sırasında vukua geldi. Bayram günü öğleden sonra cenaze namazı kılındı…

Buhari -rahimehullah- arkasında bütün müslümânlar için faydalı muazzam bir ilim bırakmıştır. Onun ilmi kesilmedi, bilakis o ilim, hayâtta kendisini n pek güzel tatbik etmiş olduğu bütün iyi işlerle irtibatlıdır. Rasûlullah da: “İnsan öldüğü zaman ondan ameli  kesilir, ancak üç şeyden kesilmez: Faydalanılan ilimden, yahut akıp duran sadakadan, yahut kendisine dua eden iyi çocuktan.” buyurmuştur.

Müslim, Vasiyye, Babu ma yelhaku’l-insane. (el-Bidaye ve’n-Nihaye, XI, 24-28)

[2] Hedyu’s-Sârî, s. 495,”Zikru rucîihî ilâ Buhara ve mâ vakaa…” İmâm Buhârî’nin hayât hikâyesinin buraya kadar olan kısmı, 1348 Hicrî târihinde Mısır’da İdâretu’t-Tıbaâtı’l-Munîriyye tarafından basılan Sahîhu’l-Buhârî nüshasının baş tarafına konulan hayât yazısından -ilâve ve çıkarma şeklindeki bâzı tasarrufl a- terceme edilmiştir. Tarafımızdan yapılan bu tercemede, buradaki bilgiler ve rivayetle r asıl kaynaklar dakilerle karşılaştırılmış, tahkikler yapılmış, bâzı paragraf ve rivayet­lerin o kaynaklar daki yerlerine müteselsil rakamlı haşiyelerle atıflar yapılmış­tır. Buhârî’nin hayâtı ve eserleri, bilhassa şu ana kaynaklar da tafsilâtlı olarak, senedli rivayetle r hâlinde tesbît olumnuştur-.Târîhu Bağdâd, II, 4-34; Tabakaatu’ş-Şâfiiyye, II, 2-19; Hedyu’s-Sârî, s.478-495; Îrşâdu’s-Sârî, I, Mukaddime, s.19-46, dör­düncü ve beşinci fasıllar.

[3] Târihu Bağdâd, I, 32.

[4] Tarihu Bağdâd, I, 34; Şezerât, G, 135; Hedyu’s-Sârî, s.495.

[5] Tecrid Ter., 488; Haşiyede Buhârî’nin hâl tercemesi .

Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 83-85.

Explore posts in the same categories: Buhârî'nin Ölümü, İmam Buhari

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: