İsyanlara Karşı Görüş ve Tutumu

Halk, Haccâc’ın zulmünden bıkmıştı. Çeşitli bahânelerle insanlar öldürülüyor; bazılarının malları haksız yere gasbediliyor ve halk âdeta köle gibi kullanılıyordu. Bütün bu olup bitenler karşısında idare merkezi Şam ise, bir ses çıkarmıyordu. Hakkı ikâme edebilmek için, insanları, Kitâbullah’a ve sünnete uymaya çağırmak ve bu davete katılmak vâcip oluyordu. İşte Kurrâdan (âlimlerden) ve halktan birçoğu, bu gerekçelerle, kurrâdan İbnu’l-Eş’as’ın[662] başkanlığında isyan etti. Hasen, Basra ve Kûfe’nin katıldığı bu ayaklanmaya iltifat etmeyip, mescitteki derslerine devam etti. Kurrâdan bir heyet Hasen’e gelerek, ona:

 

 

“Ey Ebû Sa’îd, haram kanı akıtan, haram malı alan, namazı terkeden ve şöyle şöyle yapan bu tâğıyye (zâlim)nin öldürülmesi hakkında ne dersin?” şeklinde fikrini sormaları üzerine; o, “Onu öldürmemeniz görüşündeyim; çünkü, eğer o, Allah’tan bir azap ise, onu kılıçlarınızla çeviremezsiniz; şayet bir belâ ise, Allah (hayırla) hükmedinceye kadar sabrediniz; o Allah ki, hükmedenlerin en hayırlısıdır.[663]” dedi. Bu yüzden kardeşi Sa’îd ile aralarında sert münakaşalar oldu; çünkü Sa’îd, hurûc (başkaldırma)a teşvik ediyordu. Hasen rahmetullahi aleyh ona, “Şam halkı ile savaşmamız konusunda, kanaatın nedir?” sorusunu yöneltti. Sa’îd bu soruya:  

“Vallahi biz, Emîru’l-Mü’minîn’i azletmedik ve bunu da istemiyoruz; lâkin Haccâc’ı vali tayin etmesini yadırgadık; onu azletmesini istiyoruz.” cevabını vermesi üzerine Hasen, “Ey nâs, vallâhi Allah, Haccâc’ı size, ancak ceza olarak musallat etti; onun için Allah’ın cezasına kılıçla karşı koymayın. Bu durumda üzerinize düşen sekîne (sâkin olmak) ve tazarrû’ (Allah’a yalvarmak)dır.[664]” dedi.  

Buna rağmen isyancılar, aralarında Hasen’i görmek istiyorlardı. İbnu’l-Eş’as’a “Hazret-i Âişe’nin devesinin etrafında insanlar öldürüldüğü gibi, senin etrafında da öldürülmelerini hoş karşılamıyorsan, Hasen’i çıkar ve gönder.”denildi[665]. O da Hasen’i zorla çıkarttı (ve ayaklananların arasına kattı). Hasen, iki köprü arasında, insanların gaflette olduğu bir anda, kendini nehirlerden birine attı ve (böylece) onlardan kurtuldu; nerdeyse o gün helâk olacaktı[666]. 

Hasen’in bu sevra (ayaklanma)ya karşı tutumunun değerlendirilmesi ileride yapılacaktır. 

İbnu’l-Eş’as’ın hurûcundan sonra Yezîd ibn el-Muhelleb isyan etti. Ancak, Hasen’in gözünde, bu iki ayaklanma arasında, mahiyet farkı vardı. Diğeri kurrâdandı (âlimdi) ve halis bir gayeyle ortaya çıkmıştı. İbnu’l-Muhalleb ise, Ömer ibn Abdilâziz devrinde zimmetine mal geçirdiğinden, hapishaneye atılmış, sonra buradan kaçmış ve yeni halifenin ceza vermesinden kurtulmak için, Basra’da devlete karşı isyan etmişti. 

Hasen, halkın aldatılmasını önlemek için, bu isyana elinden geldiği kadar mâni olmuştur[667]. İbnu’l-Eş’as’ta olduğu gibi, mescide gidip, halka nasihat etmemiş, bizzat o ihtiyar haliyle, Yezîd’in toplantılarına giderek, gelişmeleri yakından izlemiştir. Bir toplantıda, Muâz ibn Sa’d’ın omuzuna dayanarak, “Bak, tanıdık bir adam yüzü görebiliyor musun?[668]” demiştir.  

Bu toplantılarda, bazan Yezîd’in konuşmalarına müdahale etmişse de talebeleri, olay çıkmasına meydan vermemişlerdir[669]. Ve Yezîd’in halkı, iki Ömer’in (Hazret-i Ömer ve Ömer ibn Abdülazîz) sünnetine davetini duyunca, Hasen, “Onun ayağına ip bağlayıp, sonra Ömer’in (Ömer ibn Abdilazîz) hapsettiği hapishaneye göndermek, iki Ömer’in sünnetlerindendir.[670]” demiştir. 

Yezîd, Hasen’in kendisine muhalefetini azaltmak için, arabulucular göndermişse de hiç biri fayda vermemiştir. Hasen, bu isyanda, menfî yönde, yani isyanın başarıya ulaşmaması için, çok aktif bir rol oynadı. Halka, “Evlerinize gidiniz; ellerinizi kılıçlardan çekiniz; mevlânız Allah’tan korkunuz; geçici dünya için bazınız bazınızı öldürmesin; tama’ edilen nimetler, dünya ehli için bâki değildir.[671]” şeklinde konuştu. 

Hasen’in bu tutumu, Yezîd’in kardeşi Mervân ibn Muhalleb’i çok kızdırmıştı. İsyancılar zor durumda kalmışlardı. Hasen’e her an bir fenalık düşünebilirdi. Onun için Hasen’in bağlıları onu himaye etmek için, “Eğer irade buyurursan, biz seni Mervân’dan koruruz.” demeleri üzerine Hasen, “(Bu takdirde) başkası için nehyettiğim şeye muhalefet etmiş ve kendim için, birbirinizi öldürmeye çağırmış olurum.[672]” cevabını vermiştir. 

Velhasıl Hasen, isyancılar için, en büyük gâileydi. Her ne kadar bazı kaynaklar, Mervân, “Hasen’i susturmaya muvaffak olamayınca, onu takipten vazgeçti.[673]” diyorsa da bu sıralarda, Hasen’in Ebû Halîfe’nin evinde iki sene gizlenme hâdisesi, onun amansızca takip edildiğini göstermektedir. İşte bu devrede, fakîh Câbir ibn Zeyd, ölüm döşeğindeyken Hasen’i görmek istemiş, Hasen de akşam olunca arkadaşının yanına gitmiş ve orada seher vaktine kadar kalmıştır[674]. Hasan-i Basrî’nin kızının ölümü, o günlerde vuku bulmuştur[675]. Kızının cenazesinde bulunamıyan Hasen, talebesinden Sâbit’i cenaze ile ilgili işleri yürütmekle görevlendirmiş ve namazı, İbn Sîrîn’in kıldırmasını rica etmiştir[676]. 

 

İsyanlar karşısında Hasen’in fikir ve davranışlarının değerlendirilmesi: 

1) Peygamber aleyhisselâm vefat ettikten sonra, müslümanlar arasında fitne ve bazı ictihadî ayrılıklar baş gösterip, Hazret-i Osmân şehit edilmiş; Cemel ve Sıffîn vak’aları meydana gelmiştir. Hasen’in yorumuna göre, bu ve benzeri olaylar, Allah’ın bir nıkme (cezâ)sidir. Cenab-ı Hak, bu cezayı, Peygamber’inden sonraya bırakmıştır. Hasen bu konuda “Öyle ise, seni alır götürürsek (vefat ettirirsek), muhakkak ki, onlardan intikam alacağız.[677]” meâlindeki âyete istinad ederek, bu cezanın, Hazret-i Peygamber’den sonra, müslümanlara verildiğine kânîdir[678]. Kurtubî’nin kaydına göre, çoğu mufessirler ise bu intikamın, Hazret-i Peygamber’in sağlığında müşriklerden alındığını beyan etmişlerdir[679].  

2) Bu bir nıkme (ceza) olunca, onu kılıçla değil, sekîne, tazarrû ve istigfâr-tevbe ile karşılamak lâzımdır. Allah’ın verdiği cezâ hiçbir zaman kılıçla çevrilmez. Demek ki, insanlar, O’nun gönderdiği dine tam sarılmadılar; Kur’ân’ı okuyup gerektiği gibi tefekkür etmediler; âdeta kıyamet gününü ve hesabı unuturcasına, dünya ve makam için birbirinin kanını akıttılar; helâl ve haramı gözetmediler ve neticede  korkmadılar; işte bu sebeplerden Allah da onlara, zâlim idareciler gönderdi, başlarına musallat etti. Bu durumda Haccâc, Allah’ın bir nıkmesidir. O’na isyan ile değil, nefisleri tezkiye; istigfâr ve nasihatla karşı koymak gerekir[680]. 

3) Allahü taâlâ, Kur’ân-ı  Kerîm’de,  Benu İsrâil’i, Firavun’un işkencelerine sabretmeleri sebebiyle mükâfatlandırdığını beyan buyurmuştur[681]. Belâ geldiği zaman mü’minler sabretmelidirler. 

4) Sonra mü’minin, güç yetiremiyeceği belâyı göğüsliyerek, nefsini  zelil etmesi de câiz değildir. Hasen, böyle bir kanaata, Cundeb’ten rivâyet ettiği bir hadisle[682] varmıştır. 

5) Hazret-i Peygamber’den gelen başka bir hadise göre, münker (kötülük) işliyenlerin, namaz kıldıkları müddetçe, öldürülmelerine izin  verilmemiştir[683]. 

6) Bazı münkerleri, el ve lisân ile düzeltmeye kalkınca, büyük bir fitnenin kopacağı veya yukarıda ifade edildiği gibi, nefsin zelil düşeceği biliniyorsa, bu durumda, münkeri (kötülüğü), kalp ile reddetmek lâzımdır. Hasen, bu hususu şöyle açıklıyor:  

Kim münkeri, diliyle reddederse, o iyi hareket etmiştir; fakat bunun zamanı geçti. Kim onu kalbiyle kerîh görürse (kurtulur). İşte zaman, bu zamandır[684]! Hele, münker sâhiplerinin kılıçları, hak sözlerin üstünde olunca[685], iş, sadece kalple ikrâha kalıyor. 

7) İşte Hasen bu ve benzeri gerekçelerden hareket ederek, Haccâc’a isyanı câiz görmedi ve ayaklananları desteklemedi[686]. 

8) Haccâc ile İbn Muhelleb’e farklı davranmasının sebebi ise, Haccâc’ı meşru âmir, diğerini ise, mâcerâperest biri kabul etmesindendir. Onun için, İbn Muhelleb’e karşı sözünü esirgemedi ve takıyye prensibini uygulamadı. 

9) Her iki isyanda da ayaklananlar, Hasen’e başvurarak, onun kendilerini desteklemesini istediler. Bu durum, Hasen’in toplumda, önemli bir yer işgal ettiğini ortaya koymaktadır. 

10) Hasen’in, ayaklanmaları desteklemediği için, daima Devletin ve toplumun gözünde yücelmesine karşılık, isyana katılan üstâdı Muslim ibn Yesâr, bu hareketinden sonra  cemiyetteki mevkiini koruyamamıştır[687]. Hasen, toplumda öyle bir nüfûz sahibi olmuştur ki, Emevî idarecilerinden başka Abbasî idarecileri bile, Hasen’in fikirlerinden istifade etmek istemişler ve onun büyüklüğünün sırlarını araştırmışlardır[688]. Ebû Cafer el-Mansûr ve Ebu’l-Abbâs es-Seffâh bunlardandır. 

Böylece Hasen’in şahsiyetini ortaya koyan tutumu genel olarak görüldükten sonra, şimdi onun ilim ve görüşlerini aktardığı talebelerine geçirilebilir.  

 

[662] İbn Hacer  el-Askalânî, Tehzîbu’t-tehzîb, VI,257; Zehebî, el-Kâşif, II,182.  

[663] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,119. 

[664] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,119-120. 

[665] İbn Sa’d, a.g.e.,  VII,118-119. 

[666] İbn Sa’d, a.g.e.,  VII,119. 

[667] Câhiz, el-Beyân ve’l-tebyîn, II,173. 

[668] Taberî, Târîhu’l-umem ve’l-mulûk, V,355. 

[669] Taberî, a.g.e.,  V,355. 

[670] Taberî, Târîhu’l-umem ve’l-mulûk, V,356. 

[671] Taberî, a.g.e., V,340-341. 

[672] Taberî, a.g.e., V,341. 

[673] Taberî, a.g.e., V,341. 

[674] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,132. 

[675] İbn Sa’d, a.g.e., VII,147. 

[676] İbn Sa’d, a.g.e., VII,147. 

[677] Zuhruf, 43/41. 

[678] Kurtubî, Tefsîru’l-Kurtubî, XVI,92. 

[679] Kurtubî, a.g.e., XVI,92. 

[680] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,119, 120, 125. 

[681] A’râf,137; Celâlü’d-dîn Suyûtî, ed-Durru’l-mensûr fi’t-tefsîri bi’l-me’sûr, Mısır 1314/1896, III,  113-114. 

[682] İbn Mâce, Sunenu ibni Mâce, II,1332. 

[683] Beyhekî, Sunenu’l-kubrâ, VIII,158. 

[684] Beyhekî, Sunenu’l-kubrâ, VIII,189. 

[685] İbn Sa’d, a.g.e., VII,128. 

[686] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,119. 

[687] İbn Sa’d, a.g.e., VII,120. 

[688]İbnu’l-Imâd, Ebû’l-Felâh Abdu’l-Hayy ibn Ahmed el-Hanbelî, Şezerâtu’z-zeheb, Beyrût                   el-Mektebu’t-ticârî ts., XIII,214.

Explore posts in the same categories: Hasan Basri, İsyanlara Karşı Görüş ve Tutumu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: