Günlük Yaşayışı

Hasen, ailesine her gün et için yarım dirhem[285]; şâyet fiatlar yükselmişse bir dirhem veriyordu[286]. Et suyu çorbası yapmak için bir gün olsun, evinin etsiz kalmadığı rivâyet edilmektedir; ancak maaşı kesildiği zaman, çorbası iç yağı ile yapılmıştır[287]. Evine gidip gelenlerden biri, Hasen’in evinde, et suyu kokusundan daha güzel bir şey duymadığını, bildirmektedir[288]. Hasen, bazan hurma tatlısı yiyor[289] ve fâlûzeci  seviyordu; hatta, birinin fâlûzec hususunda onu ayıplaması üzerine, “Bal ve hâlis yağın, buğday unu ile karıştırılarak pişirilmesidir; bunu hiç bir müslüman ayıplamaz!” demiştir[290]. Sevîk (hoşaf) içtiği de olmuştur[291]. Yemeklik için parayı esirgemiyordu. Birisi ona, “Bu yemekler için çok harcıyorsun!” dediğinde, “Taâmda israf olmaz.” şeklinde cevap vermiştir[292].

 

 

Bu bilgilerden anlaşılacağı üzere Hasen, Cenab-ı Hakk’ın verdiği birçok helâl rızıktan faydalanmıştır. Ancak bunu, bazı âyetlerde zemmi edilen isrâfa[293] düşmeyecek ölçüde yerine getirmiştir. Zira o, ileride “prensipleri” açıklanırken görüleceği gibi, hareketlerini Kur’ân-ı Kerîm’e ve Hazret-i Peygamber’in sünnetine uydurmayan bir müslümanın, nifâk içinde olacağını söylemiş ve hayatını da bu anlayışa göre tanzim etmiştir. 

Câhiz’in rivâyetine göre, asla tek başına yemek yememiştir[294]. Bu cömertlik örneğini, başka bir prensibiyle şöyle bütünleştirmiştir: Allah’a yemin ederim, parayı herşeyin üstünde tutan, zelîl olur[295]. 

Hasen, Basra’da mütevazi bir evde yaşadı. O zaman evlerin çoğu ahşaptı. Sonra yavaş yavaş kerpiçle yapılmaya başlandı. Hasen’in ömrünün çoğu, bu ev ile mescitte geçmiştir. Böylece onun iki meclisi olmuş oluyordu. Mescitteki meclisi, umumî idi; ona herkes gelebiliyor ve orada her ilimden konuşulabiliyordu. Evindeki meclis ise, hususîydi; daha ziyade, ihvân (kardeşler) ismini alanlar, oraya gelebiliyorlardı[296]. 

Ancak bazan buna riâyet edilmeyip, evinin misafirlerle dolup taştığı da oluyordu. Talebesi Sâbit el-Bunânî’nin, “Gece uykusu ve kaylûleden (öğle öncesi uykusu) onu alıkoydular.[297]” demesi, bu durumu açıklamaktadır. Hatta öyle zamanlar oluyordu ki, sabahın erken saatlerinde gelmiş olanlar, bir türlü evden ayrılmıyorlardı. Bir defa oğlu onlara, “Şeyhi biraz rahat bırakınız; onu çok yordunuz; zira daha bir şey yememiş ve içmemiştir[298]”, dedi. Hasen bu müdahaleyi yerinde bulmayıp “Sus, Allah’a yemin ederim ki, onları görmekten gözüme daha güzel gelen bir şey yoktur!”[299] diyerek oğlunu azarladı. 

Bu tablo, Hasen’in fedakârlığının güzel bir örneğini verdiği gibi, sağlam karakterini de ortaya koymaktadır. 

 

[285] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,121. 

[286] Câhiz, el-Buhalâ’, s.171. 

[287] Câhiz, a.g.e., s.171. 

[288] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,121-128. 

[289] İbn Sa’d, a.g.e., VII,128.  

[290] İbn Kuteybe, Uyûnu’l-ahbâr, III,203. Hasen, Ferkad ibn Ya’kûb’a: Duyduğumuza göre, sen fâlûzec yemiyormuşsun, dedi. O da: Ey Ebû Sa’îd, onun şükrünü eda edememekten korkuyorum, dedi. Bunun üzerine Hasen, akılsız, içtiğin soğuk suyun şükrünü eda etmeğe gücün yeter mi? Dedi (İbn Hallikân,Vefeyâtu’l-a’yân, II,71 ). 

[291] Ebû Abdillâh Muhammed ibn Ahmed el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân (Tefsîru’l-Kurtubî), Kâhira 1387/1967, XIX,47. 

[292] İbn Kuteybe, Uyûnu’l-ahbâr, III,234. 

[293] Bk. A’râf, 7/31; İsrâ, 17/26-27. 

[294] Câhiz, el-Buhalâ’, s.141. 

[295] Zehebî, Târîhu’l-İslâm, V,103.  

[296] Zehebî, a.g.e., IV,106.  

[297] İbn Sa’d, et-Tabakât, VII,124. 

[298] İbn Sa’d, a.g.e., VII,123. 

[299] İbn Sa’d, a.g.e., VII,123.

Explore posts in the same categories: Günlük Yaşayışı, Hasan Basri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: