Fesâhatı ve Beyan Yeteneği

Lügat âlimi ve kırâat-ı seb’a (yedi kırâat) imâmlarından Ebû Amr el-Alâ’ el-Basrî’nin[608], Hasen’in fesâhatı hakkındaki görüşü şöyledir: “Hasen ve Haccâc’tan daha fasîh konuşan iki köylü görmedim.[609]” Talebesinden İbn Avn ise, Hasen’in lehçesini, meşhur şair Ru’be ibn el-Accâc’a[610] benzetir[611]. Çağındaki halk da fesâhat ve garîb kelimeler üzerinde muktedir olması yönünden onu, yine Ru’be ile karşılaştırır[612].

 

Mizaç, amel, İslâmî incelik ve İslâmî ilimlerin uygulanmasındaki metod açısından Hasen’e ters düşen Haccâc ibn Yûsuf es-Sakafî, onu, insanların en iyi hatibi[613] olarak takdim ediyor ve hakkında beslediği takdir duygusunu gizleyemiyor ve bunun sebebini açıklarken de “İstediği zaman konuşur ve istediği zaman susar.[614]” diyerek; aslında, Hasen’in, cemiyetteki başarısının sırrını açıklıyordu. 

Çünkü Hasen, toplumda, bütün din dışı akım ve uygulamaları denetleyen ve bunları sert bir dille eleştiren bir grubun liderliğini yapıyor ve bu mücadelede onun fesâhatı, başarısının önemli unsurlarından biri oluyordu. İşte bu husus, Câhız tarafından “O, zâhid ve âbidlerin hatiplerindendi.[615]” şeklinde belirtiliyor.  

Hasen’in, Arap olmadığı (mevâlîden olduğu) halde, Arap diline bu derece vâkıf olmasını ve onu en güzel bir şekilde kullanmasını; yukarıda işaret edildiği gibi, Hazret-i Ümmü Seleme’den süt emmesine bağlayanlar olmuştur[616]; ancak bu konuda, dinî gayretinin de önemli bir rol oynadığını unutmamak gerekir. Çünkü o, lisan ile Kur’ân-ı Kerîm arasında bir irtibat kurmuş “Onları lisan bilmezlik helâk etti; zira, Kur’ân’ı (esas) tevilinden başkasıyle tevil ediyorlar.[617]” demiştir.  

Yine biri ona gelip “Ey Ebû Sâid, bir adam Arapça’yı öğrenerek, onunla mantığını güzelleştiriyor ve kırâatını düzeltiyor; (buna ne dersiniz?)” dedi, o da “Güzel! oğlum, onu öğren; çünkü insan, âyeti okur ve ona) murad olunan manasına çok uzak) bir mana verir de helâk olur.” şeklinde cevap verdi[618]. Hatta Hasen konuşurken bir hata yaptığında, estağfirullah diyordu; ona, bu hareketinin sebebi sorulduğunda “Kim hata ederse, Arap hakkında yalan söylemiş, kim de yalan söylerse, kötü amel işlemiş olur.” demiş ve “Kim bir fenalık yapar veya nefsine zulmeder, sonra da Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.[619]” meâlindeki âyeti okumuştur[620].  

Görüldüğü gibi o, lisana hakim olmayı ve onu, kaidelerine göre kullanmayı, dinî bir görev saymıştır. Bununla beraber, kırâatının bir kısmı şâz; yani sahih kırâatın bazı şartlarını taşımadığı için lâhn (yanlış) kabul edilmiştir. Bu konu ileride ele alınacaktır. 

Hasan-ı Basrî  hitabet kudreti sayesinde toplumda, yüksek bir mevki elde etti. Böylece, prensip ve görüşlerini, fertlere kabul ettirmesi kolay oldu. Onun fikirleri etrafında, büyük bir topluluk meydana geldi. Halk, onun konuşma ve fikirleriyle âdeta büyülenmiş gibiydi. Hemen her hususta, onu imam ve rehber ediniyor ve onunla iftihar ediyorlardı. Şehre bir vali veya devlet görevlisi gelse, onun ilminden ve fikirlerinden faydalanmak ihtiyacını duyuyordu. Acaba Hasen’i toplum nazarında, bu yüce makama çıkaran, sadece ilmi, yaşayışı ve özellikle hitabet kudreti miydi?  

Hemen ifade edilecek olursa, onu, çağdaşlarından ayıran belli başlı özelliklerinden biri de hitabelerindeki mevzu ve üslûp farklılığıydı. Konuşmalarında hemen her ilimden bahsetmekle beraber, ölüm, cehennem, dünyanın fânîliği ve nefsi tezkiye gibi konular ağır basıyordu. Hutbelerinde, dünyanın geçici olduğunu; insanın Allah’ı bilmek ve ona ibadet etmek için yaratıldığını; nefsin, insanı mahkûm ettiğini ve kulun gerçek hürriyete kavuşmasının, ancak sünnete uymakla mümkün olacağını; ömrümüzün sınırlı olduğunu, onun için, bu dünyada fırsatları iyi değerlendirmesi gerektiğini; ahiret âleminde, insanın ancak, dünyada yaptıkları ile başbaşa kalacağını; önümüzde, büyük bir hesap günü olup, sonunda cehenneme gitme gibi bir gerçek durduğunu, halbuki azâbın çok çetin ve elîm olduğunu; sahâbenin sünnetin uygulanmasından başka bir tasaları olmayıp, günlerini ilim, cihâd ve tefekkürle geçirdiklerini; İslâmî ruh ve yaşayıştan uzaklaşıp, dine şekilde bağlı kalmanın, insanın saâdet ve kurtuluşa ermesine yetmeyeceğini ve gerçek kurtuluşa erebilmek için Kur’ân-ı Kerîm’i, bir sahabî gibi okuyup, tefekkür etmekle ve neticede çok korkmakla mümkün olacağını, söylüyor ve bu mevzular, nefislerde büyük bir tesir icra ediyordu.  

İşte hitabelerinde bazı  örnekler:١- تصبروا و تشددوا فانما هى ايام قلائل و انما انتم ركب وقوف يوشك ان يدعى الرجل منكم فيجيب و لا يلتفت فانتقلوا بصالح ما بحضرتكم. 

“Sabredin, dişlerinizi sıkın, bunlar (bir daha ele geçmez) Sayılı günlerdir. Siz hareket sırasını bekleyen bir kâfile gibisiniz. İçinizden birisi her an kendisine yapılacak davete, arkasına bakmadan icabet edecek durumdadır. Şu halde oraya, yaptığınız işlerin en iyisi ile gitmeye çalışın.[621]”٢- يا ابن آدم السكين تحد و التنور يسجر و الكبش يعتلف. 

“Ey ademoğlu, bıçak bileniyor, fırın ateşleniyor; koç ise (hâlâ) yem yiyor.[622]” ٣- ابن آدم انما انت عدد فاذا مضى يوم فقد مضى بعضك 

“Ademoğlu, sen (belirli) bir sayısın; bir gün geçti mi, senden belli bir miktar eksilmiş demektir.[623]” 

٤- ان امرأ ليس بينه و بين آدم الاّ اب ميت لمعرق فى الموت.   

Kişi  ile  Hazret-i Âdem  arasında,  ölmüş  olan  babadan  başka  biri  yoksa,  

demek ki, onun için aslolan ölümdür.[624]”  

Üslûbunda göze çarpan özelliklerden bazıları da şunlardır: 

1) Konuşmalarında ابن آدم hitap şeklini çok iyi kullanıyor: 

يا ابن آدم بع دنياك بآخرتك تربحهما جميعا و لا تبع آخرتك بدنياك فتحسرهما جميعا. 

 “Ey âdemoğlu! Âhiretin karşılığında dünyanı sat ki, her ikisinde de kazançlı çıkasın. Dünyanın karşılığında, âhiretini satma ki, her ikisinde de zarar etmiyesin.[625]” 

2) Tekrarlarla manaya kuvvet kazandırıyor: 

رحم اللّه رجل وعظ اخاه و اهله فقال يا اهلى صلاتكم صلاتكم زكاتكم زكاتكم جيرانكم جيرانكم اخوانكم اخوانكم. 

Kardeşine ve ehline vaaz eden kişiden Allah râzı olsun! O, ey ehlim, namazlarınız namazlarınız; zekâtlarınız zekâtlarınız (aman bunları yerine getirmekde); komşularınız komşularınız; kardeşleriniz kardeşleriniz (bunların da hukukuna riâyet etmede, dikkat edin!).[626]” 

3) Hazfı çok yapıyor[627]. 

4) Gerektiğinde واللّه gibi, yemîn lâfızlarına başvuruyor: 

واللّه الذى لا اله الاّ هو لتموتنّ واللّه الذى لا اله الاّ هو لتبعثنّ واللّه الذى لا اله الاّ هو لتحاسبن. 

“Ondan başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, mutlaka öleceksiniz; ondan başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, mutlaka diriltileceksiniz; ondan başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, mutlaka hesaba çekileceksiniz. [628]” 

5) Hitabelerinde iltifat sanatını uyguluyor: 

  يقول احدهم ابغونى كذا و كذا و ائتونى بكذا و كذا يتكئ على شماله و يأكل من غيرماله خدمته سحرة وماله حرام حتى اذا اخذته الكظة و نزلت به البطنة قال يا غلام ائتنى بشئ اهضم به طعامى يالكع اطعامك تهضم انما دينك تهضم اين فقير اين الارملة اين المسكين اين اليتيم الذى امرك اللّه تعالى بهم. 

“Onlardan biri, bana şunu şunu isteyin, bana şunları getirin, der; (sonra) soluna yaslanır ve başkasının malını yer; hizmeti hileli, malı haramdır; gırtlağına kadar karnını şişirip, hazımsızlığa tutulduğu zaman, hizmetçisini çağırır ve yediklerimi hazmettirecek bir şey getirin, der. Ey ahmak; taâmını değil, dinini hazmettiriyorsun (dinine kıyıyorsun). Hani fakir; hani dul kadın; hani miskin; hani yetim ki, Allah, onlara tasadduk etmeni emretmişti![629]” 

6) Hiddet ifade eden kelimeler kullanıyor: 

يا عجبا لفاسق من الفاسقين ومارق من المارقين غَبَر برهةمن دهره يهتك للّه فى هؤلاء القوم كل حرمة و يركب فيهم كل معصية حتى اذا منعوه لماظة كان يتلمظها قال انا للّه غضبان فاغضبوا و نصب قصبا عليها خرق و اتبعه رجراجة رعاع هباء مالهم افئدة. 

“(İbn Muhelleb isyan edince, onun hakkında şöyle söylemiştir:) Fâsık ve yoldan çıkmış kimselere ne kadar şaşılır ki, bir müddet (beğenmediği ve tenkit ettiği idarecilerin zamanında) görev yapmış ve onların emirlerini yerine getirmek hususunda, her hürmeti çiğnemiş ve her kötülüğü işlemişti; fakat o, (görevden uzaklaştırılıp) menfaatten menedilince, o idarecileri ayıplamaya başladı ve ‘Ben (onlara) Allah için kızıyorum, siz de Allah için kızın!’ dedi ve üzerlerinde bez parçaları olan bir takım sopalar kaldırarak (isyan etti); ve ona, kendilerine bir faydası olmayan korkaklar, serseriler ve akılsız kimseler tâbi oldular.[630]” 

Verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere, Hasen’in hitabeleri, fikir ve hikmetle yüklüdür; zaten bu konuda gelen haberler de bu hususu teyit eder mahiyettedir. Buna göre Hasen, hikmetli sözleri iyice ruhuna sindirmedikçe, insanlara hitabede bulunmazdı[631]. Onun için – haklı olarak – konuşmasını, Peygamberler’in konuşmasına benzettiler[632]. Vaazlarında da bu hikmet ve fikrin yer alacağı, gayet tabiîdir. Vaaz mevzuunda, tâbiûnun ileri gelenlerinden[633] olan Hasen, derslerinde, sahâbenin düşünce ve yaşayışlarını, başka bir ifadeyle Kur’ân-ı Kerîm ve sünnetin ruhuna uygun fikirler serdettiği ve bu yolda talebelerini yetiştirmeye çalıştığı için, Hazret-i Ali, Basra camilerinden kıssacıları çıkardığı halde, Hasen’e dokunmamıştır[634]. 

Hasen hitabelerinde, tarihî ve siyasî olaylara da temas etmiş ve bunlar hakkında hükümler vermiştir. Meselâ, Ebû Zerr’in Hazret-i Peygamber’den duyduğu hadise uyarak, Rebeze’ye gittiğine ve asla Halife’nin onu sürgün olarak göndermediğine kâni olmuştur[635]. Muberrid’in bildirdiğine göre, zaten Hasen, Hazret-i Osmân’ı sena ile anmakta[636] ve Hazret-i Osmân’ın 12 sene süren hilâfetinde, halkın hiç bir hususta onu tenkit etmediğini açıkça ifade etmektedir[637]. Diğer taraftan, Hazret-i Ali[638] ve İbn Abbâs’ı[639] da medhü sena ile anmaktadır. Her ne kadar onu, bazı siyasî hiziplerin içine çekerek, kendilerinden veya muhaliflerden gibi gösterenler olmuşsa da, o bir hizipte olmayı şiddetle reddetmiş[640] ve hayatı boyunca sahâbe-i kirâma büyük bir hürmet arzetmiştir. Ancak onun bu tutumu, asrındaki devlet yöneticilerini eleştirmesine ve halkı bu yönde aydınlatmasına engel olmamıştır. 

 

[608] İbn Hacer el-Askalânî, a.g.e., XII,178. 

[609] Câhiz, el-Beyân ve’l-tebyîn, I,163. Ru’be de aynı görüştedir: Bk.Câhiz, a.g.e., II,219. Sadece “köylü” lâfzı olmayan diğer rivâyetler için Bk. Zehebî, Târîhu’l-İslâm, III,349; İbn Hallikân, Vefeyâtu’l-a’yân, II,70.  

[610] İbn Hacer el-Askalânî, Tehzîbu’t-tehzîb, III,290; İslâm Ansiklopedisi, MEB, cuz 99, s.793. 

[611] İbn Hacer el-Askalânî, Tehzîbu’t-tehzîb, II,270; III,291. 

[612] İbn Sa’d, et-Tabakât,VII,121. 

[613] Câhiz, el-Beyân ve’l-tebyîn, I,398. 

[614] Câhiz, a.g.e., I,163. 

[615] Câhiz, a.g.e., I,353. 

[616] İbn Sa’d, et-Tabakât,VII,114. 

[617] Şâtibî, el-İ’tisâm, II,299; Mukaddimetân fî ulûmi’l-Kur’ân (nşr. Arthur Jeffery), Mısır 1392/1972, s.261. 

[618] Yâkût, Mu’cemu’l-udebâ’, I,83; Suyûtî, el-İtkân, II,180. 

[619] Nisâ, 4/110. 

[620] Yâkût, a.g.e., I,68 

[621] Gazâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn, IV,289. 

[622] Kemâlu’d-dîn Muhammed ed-Demîrî, Hayâtu’l hayavânı’l-kubrâ, Kâhira 1970, I,171. 

[623] Câhiz, el-Beyân ve’l-tebyîn, III,147. 

[624] Câhiz, a.g.e., III,172. 

[625] Câhiz, a.g.e., III,132. 

[626] Câhiz, a.g.e., III,135. 

[627] Bk.Câhiz, a.g.e., III,147. 

[628] Bk.İhsân Abbâs, el-Hasenu’l-Basrî, s.98. Bu konuda diğer örnekler için Bk. İbnu’l-Cevzî,               el-Hasenu’l-Basrî, Mısır 1350/1931. 

[629] Gazâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn, III,56. Değişik kelimerle aynı manayı veren rivâyetler için Bk. Belâzurî, Ensâbu’l-eşrâf, cuz V,4, II.kısım, s.86. 

[630] İbn Hallikân, Vefeyâtu’l-a’yân, VI,304.  

[631] İbn Hallikân, a.g.e., II,147.  

[632] İbn Hallikân, a.g.e., II,147; İbn Hacer  el-Askalânî, Tehzîbu’t-tehzîb, II,265. 

[633] Bk.İbnu’l-Cevzî, el-Hasenu’l-Basrî, Mısır, s.58. 

[634] Gazâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn, I,13. 

[635] Zehebî, Târîhu’l-İslâm, II,115; Hasen’in İbn Zübeyr’in hareketi ile ilgili görüşünü öğrenmek için Bk.Belâzurî, Ensâbu’l-eşrâf, cuz V,96. 

[636] Muhammed ibn Yezîd ibn Abdi’l-Ekber el-Muberrid, el-Kâmil, Mısır 1308, III,216. 

[637] Zehebî, a.g.e., II,145-146. 

[638] Câhiz, el-Beyân ve’l-tebyîn, II,108. 

[639] Câhiz, a.g.e., I,85. 

[640] Câhiz, a.g.e., II,108.

Explore posts in the same categories: Fesâhatı ve Beyan Yeteneği, Hasan Basri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: