Hukuk Metodu – Usulü Fıkh

O nasslardan hüküm çıkarmak için belki tafsilatlı değil ama, yeni bir usul metot geliştirmiştir. Onun getirdiği metot, bütün içtihat çeşitlerini içine almaktadır.

Şöyle tanımlamıştır kendisi bu usulü: “Ben önce Allah’ın kitabına göre hüküm veririm. Şayet Kur’an’da bulamazsam Allah Resulunun sünnetine müracaat ediyorum. Allah’ın kitabı ve Resulunun sünnetinde aradığım hükmü bulamadığım hallerde ise, ashab sözlerine ve reyine müracaat ediyorum. Bir fark var ki, bütün ashabdan aynı şekilde almıyorum hükümleri. Bazılarını alıyor bazılarını ise almıyorum, kendine göre bir değerlendirmeye tabi tutuyorum onların sözlerinin dışına çıkmıyorum. İbrahim Nehai, Şa’bi, İbni Sirin ve Said bin Müseyyeb’den bir hüküm duyduğum zaman, bunların hükümlerini aynen kabul ediyorum. Onlar bir konuda içtihat etmişlerse, onların içtihatlarını aynen benimsiyorum!”[1]

Görülüyor ki, Ebu Hanife, önce Kur’an, sonra, sünnet, daha sonra da ashab söz ve hareketlerine müracaat ediyor ve hükümlerini ona göre çıkarıyordu. Gene görülüyor ki, o, Tabiin sözlerini ve hükümlerini esas kabul etmiyor. Çünkü onları zikretmiyor. Onun söylediği sözlerden çıkarılan sonuç, nasslardan içtihad ettiğidir. Yani, nassları söylemektedir o. Nasslarda bulamadığı hükümlerdeki tavrı ise, Mekki’nin “Menakibü’l-Ebu Hanife” kitabında şöyle anlatılmaktadır:

“Ebu Hanife’nin bütün hükümleri güvenilir kimselerin nakillerine dayanmaktadır. Emin olmayan hiç bir haber onun hükümlerine hüccet olmamaktadır. O bu yolu insanların menfaatlerindan hareket ederek seçmektedir. İnsanların maslahatlarını emin İslam kaynaklarında bulmaktadır. Böyle bir işi yapabilmek için, emin kaynakların hangi maslahatları gözettiğini iyi bilip, ona göre bir ayırım yapmakla mümkündür. İşte o bu münasebeti çok iyi incelemiş ve kıyas yapabilecek duruma gelmiştir böylece. Şayet kıyas yoluyla meseleyi halledemezse, o zaman tamamen maslahata uyanı arar, en faydalı hükmü çıkarırdı. Maslahatı, faydalıyı bilmediği, bulmadığı zaman da, insanların örf ve adetlerine göre fetva verirdi. İcmadan hadislere sarılır ve hadislere uyarak kıyas yapardı oluyorsa onu kullanırdı. Bütün fetvaları bu useller çerçevinde olurdu. Ebu Sehl “Ebu Hanife’nin hukuku işte budur. Bu hukuk ise, hiç şüphe şok ki, umumun hukukudur ve herkes için kabul edilmesi gereken bir ilimdir.”[2]

Görülüyor ki, Ebu Hanife’nin asulu, kullandığı hukuk metodu incelendiği takdirde yedi bölümde toplanabilir:

1) Kitabdır. O kitab ki, İslam dininin temel direği, kıyamete kadar yürürlükte olacak olan anayasasıdır. Kitab, insan hayatını düzenleyen kuralların genelini, temel öğelerini verir. Bütün hükümler, kitaba dayalı olarak çıkarılır. Onun genel kuralları dışında kalan hiç bir şey İslam adına verilecek hükümlerde esas olarak kabul edilemez.

2) Sünnettir. Sünnet, Allah kıtabının genel ifadelerini, kurallara genel bakışını açıklayan, herkesin istifadesine sunan bir anahtardır. Allah’ın Rusulu Allah’dan aldığı elçilik görevini sünnetle yapmıştır. Bizzat uygulayarak, açıklamalar yaparak tebliğ etmişdir. Onun tebliğini kabul edenler mü’min, müslüman, kabul etmeyenler ise münkir ve kafirdir.

3) Ashab sözleridir. Onlara bu yetkiyi veren, İslam hükümlerine kaynak olma vasfı kazandıran faktör, onların İslam dinini bizzat getiricisinden görüp talim etmeleridir. Bizzat Allah Resulunden görüp işittikleri ve birlikte uyguladıkları İslam dinini kendilerinden sonra gelen nesle büyük bir dikkat içinde nakletmişler, maletmeye çalışmışlardır. Naklettikleri ilmi alan ve Tabiin olan nesil elbette ki onlar gibi mutemet kabul edilemezdi. Bir nevi ikinci el durumundaydı Tabiinler. Ashabın sözleri doğrudan doğruya Allah Resulundan geliyor, fakat Tabiinkilerin bilgileri arasına bir ashab girmiş oluyordu. Hatta, ashabın doğrudan Allah Resulunden naklettiklerini söylemedikleri görüşler de Allah Resulundendir. Hz. Ebu Bekir, Ömer ve Ali gibi büyük sahabeler, Allah Resulunun yanında en çok bulunan bu ashab, yanında bulundukları oranda hadis rivayet etmemişlerdir. Fakat bunların her biri müslümanların başkanı olmuş kişiler olarak hükümler vermişler ve uygulamışlardır. Bu hükümlerin Allah Resulunden görüp işittiklerine dayandığı kesindir. Demek ki, onlar zikretseler de etmeseler de, bütün fetvları Allah Resulunden gelmekteydi. Daha önce de zikrettik ki, (insanlar, yaptıklarını ve söylediklerini Allah Resulune nispet etmekten sadece korku sebebiyle kaçınıyorlardı. Yaptıkları hatayı Allah Reseulune maletmek gibi bir tehlike olarak gördükleri için böyle bir yoldan kaçınmışlardı. Hataların kendilerine ait olarak kalmasını istiyorlardı. Çünkü bu büyük insanlar, insanın kim olursa olsun hata edebileceğini, masum olmadığını, Allah Resulunun ise masum olduğunu çok iyi biliyorlardı.

4) Kıyas’dır. İmam Azam, ilk derecede hüccet olan Kur’an, Sünnet ve ashab icmaı bulamadığı yerlerde kıyasa müracaat ederdi.

Kıyasın bir kaç kere tarifini yapmıştık daha evvelce. Hakkında nass bulunmayan bir olay hakkında karar vermek için, hakkında nass bulunan bir benzer meseleye bakarak aynı hükmü uygulamak anlamına gelmektetir kısaca kıyas. Bu işlem bir bakıma, dolaylı yola başvurarak nasa dayanmak, anlamına gelmektedir. Bir hükmün illeti, sebebi bilindiği zaman, benzer illetlere ve sebeblere dayalı olaylara ve meselelere de aynı ölçüyü uygulamak mümkün olur. Bu işleme bazı İslam alimleri nassın yorumu demektedirler. İmam Azam kıyasla hükmü verme konusunda en yüksek bir noktada bulunmaktadır. O hukuk ilmindeki mevkine bu yolla ulaşmıştır. Kıyas ilminde gösterdiği yüce tututm onu büyük İslam hukukçuları arasına sokmuştur.

İmam Azam nassa dayalı bir hükmün illetini, dayandığı temeli iyice araştırır ve tam anlamıyla tesbit ettikten sonra illete kıyas ederek en isabetli hükmü bulurdu. Hatta o kadar ki, henüz ortaya çıkmamış vakalara, yani ilerde olacak vakaları keşfetmeye çalışır, bulur ve onların üzerinde de kıyasa dayanarak hükümler verdiği olurdu. Böyle, ilerde olabilecek olaylara ait hüküm verme işine, nazari hukuk adı verilmektedir.

5) İstihsandır. Yani, en güzeli ve doğruyu arama  eylemi.

Bu açık bir kıyas hükmünü terkedip ona muhalif bir hükmü kabul etmektir. Bunun sebebi ise, bir kıyas hükmünün, bazı küçük meselelerde uygulanmasının zorluğundan gelmektedir. Elverişli olmadığı için, başka başka illetlerin araştırılması lazımdır. Yeni illetlere göre hüküm vermeye gizli kıyas denir. Ya da açık kıyas bir nassla çatışırsa, elbette ki, kıyas bırakılır ve nass kabul edilir… Zira, kıyasla hüküm vermek, ancak nass olmadığı zamanlarda olur. Veya, kıyas, icma veya örfe aykırı düştüğü için bırakılır. İcma ve örf ile amel edilir.

6) İcma’dır. İcma’a, bir asır içindeki müçtehidlerin hepsinin birden bir hüküm üzerinde birleşmeleridir. Böyle bir hükmün hüccet olduğunda ittifak vardır arasında. O kadar var ki, Ashab’dan sonra gelen asırlardaki alimlerin ittifak ettikleri hükümlerin hüccet olup olmadığı hususunda tartışma vardır. Örnek verecek olursak, İmam Ahmed bin Hanbel, ashab dönemi sonrasının alimleri arasındaki ittifakın bir hüccet olabilmesini mümkün görmemektedir. Ona göre, bütün hukukçuların bir hüküm üzerinde birleşmeleri mümkün değildir. Mümkün olmayan bir işi hüccet olarak kabul etmek abesle uğraşmaktır.

7) Örfdür. Örf, Kur’an, Sünnet ve Ashab icmasının bulunmadığı yani her hangi bir nassın bulunmadığı zamanlarda geçerli bir dayanaktır. Örf, müslümanların genel teamülü demektir. Müslümanların teamülü olduğu için de hüccet, yani, hükümlerin dayandığı temel olma niteliğine sahiptir.

Örf iki kısma ayrılır: sahih örf, Fasit örf.

Sahih ve geçerli olan örf, nasslara aykırı düşmeyen, Kur’an, Sünnet ve ashab sözlerinin ruhuna zıd olmayan örflerdir.

Fasid örf ise, yukarda sayılan nasslara aykırı düşen örfdür. Onun için de fasid bir örfün hiç bir değeri yoktur, cemiyet içinden koparılıp atılmalıdır. Sahih örf ise, nass bulunmayan yerlerde hüccet olarak kullanılmalıdır. [3]

[1] Tarihü’l-Bağdad. C. 13, S. 368.

[2] El Mekki, Menakibü’l-Ebul Hanife. C. I, S. 82.

[3] Muhammed Ebu Zehra, Tarih Boyunca İslam Hukuk Okulları ve Büyük İmamlar, İhya Yayınları: 2/80-86.

Explore posts in the same categories: EBU HANİFE, Hukuk Metodu - Usulü Fıkh

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: