Gençlik Yılları

Yukarda da zikrettiğimiz gibi, Numan bin Sabit Kufe’de doğmuş ve bütün gençlik yıllarını ve de ömrünün çoğunu bu kentte geçirdi. Tabii ki, o çağın gereği olarak, bütün müslüman ailelerin çocukları gibi, o küçük yaşlarda Kur’an’ı hıfzetmiş ve hafız olmuştur. Kur’an’ı unutmamak için çok sık hatim ederdi. bir Ramazan ayında bir çok kere Kur’an hatmettiği rivayet edilmektedir.

Bir rivayete göre, Kur’an’ı o, meşhur Kur’an okuyucularından olan İmam Azam’dan öğrenmiştir. Kur’an hıfzını bitirdikten sonra çocuk denecek yaşlarda hadis ve diğer ilimlere dalmıştır.

İmam Azam’ın ailesi tüccar bir ailedir. Onun için de elbette ki her tüccar ailenin yaptığı gibi, oğullarını ticarete teşvik ediyordu aile büyükleri onu. Sülaleden tüccar olan bu ailenin ferdi olarak, İmam Azam elbette ki büyük bir ticari kaabiliyete sahipti. İsteseydi, gerçekten de büyük bir tüccar olabilirdi. Fakat o kafasını ticaretten çok, ilim araştırmalarına vermiştir. Çünkü zekası ve idraki her türlü işi yapmaya muktedirdi.

Ayrıca Babası ve dedesi Hz. Ali’ye çok yakın olmuşlar ve ondan büyük bir ilim mirası devralmışlardı. Numan bin Sabit Hz. Ali’nin ilmiyle dolmuş bir evde büyümüş ve ilme karşı şefk ve heyecan duymuştur bu sayede.

Doğmuş olduğu Kufe de Irak’ın ikinci büyük kenti idi. Ayrıca, ilim kentlerinden ikincisiydi. İslam ilimlerinin merkezi bir kentin şartlarında yaşamakta olduğu için Numan bin Sabit her türlü ilmi çalışma için vasat bulmuştur.

Irak baştan başa, eski medeniyetlerin de beşiği olmuştur. Meşhur Mezopotomya medeniyetinin de doğuş yeridir. Onun için ilmi çalışmalar bu ülkenin gelenekleri arasındadır. Eskiden de bir çok düşünce okulları çıkmıştır buralarda ortaya; İslam’dan sonra da mezhebler doğuran mekan olma niteliğini sürdürmüştür. Süryaniler buralardan Yunan ve İran medeniyetinin düşüncelerini ve eserlerini taşımışlar, Irak’ı bir ilmi münazaralar merkezi yapmışlardır. Elbette ki, bir çok okul doğmuştur burada. İslam geldikten sonra, çeşitli ırkların ve kültürlerin cirit attığı bu ülkede, siyasi ve itikadi okullar alabildiğine çoğalmıştır. Bu zaten ülke geleneğinin kaçınılmaz bir sonucudur.

Bu kentte Şiiler, Hariciler ve Mütezile bir arada yaşamaktaydı. Hemen hiç bir kent yoktu İslam aleminde, her mezhebin bir arada yaşadığı…

İmam Azam’ın yaşadığı çağ, bir çok Tabiin’inin çağıydı ve bunların çoğu Medine’de, gerisi ise Kufe’de yaşamaktaydı. İşte Ebu Hanife ashab görmüş ve özellikle Hz. Ali ve Hz. Ömer’in ilim yayması için görevlendirdiği Abdullah bin Mesud’u görmüş bir Tabiin neslinden ilim almıştır.

Ebu Hanife, ailesinin ticarete yönelmesine rağmen, bütün gücüyle kendini ilme yöneltmiş, Irak’ın büyük ilim mirasına sahip çıkmıştır. Irak’da yayılmış olan ashap ilmini araştırmış ve böylece ilmi kariyerini tamamlamaya çalışmıştır.

Yukarda söylemiştik Irak’ın her biçim bir düşünce ve medeniyetler arenası olduğunu. Her türlü fikir, eski kültürün tortuları yaşamaktaydı İmam Azam’ın ülkesinde. Elbette ki  batıl itikadlar da cirit atmaktaydı. Eski medeniyetlerin tortularıyla İslam dininin kuralları birbirine karışıyor ve adeta İslam asli hüviyetinden soyutlanıyordu. Bir asimilasyon savaşı vardı sanki İslam ile eski medeniyetler arasında. İşte İmam Azam bu savaşın ortalık yerinde bulmuştu kendini. O İslamın kendisine vermiş olduğu sağduyusu ile, İslam dinini yutmaya çalışan batıl itikatların temsilcileriyle ilmi cedellere, tartışmalara girmiş, zekasını ve cerbezesini bu sayede geliştirmiştir. O bütün bu işleri çocukluğundan yeni çıkmış olduğu çağlarda yapmaktaydı. O ilimle uğraşırken, ailesinin mesleği olan ticareti ihmal etmiyordu tabii ki. Öyle anlaşılıyor ki, onun ticaretten ayıracak zamanı pek yoktu ilk çocukluk dönemlerinde. Ticari faaliyetlerden zaman ayırıp, ilmi meclislere gidemiyordu bu dönemlerde sık sık. O babasının mesleğini yürütüyordu. Ticaretin çekici yanları çoktur. ama ilmin de kendine göre büyük bir cazibesi vardır. İşte büyük imamımız, bu iki büyük cazibe arasında kalmış, neyi tercih edeceğini uzun zamanlar tespit edememiştir. Ama sonunda, ilmi cazibe daha ağır bastı. Çünkü, ancak ilmi çalışmalar zihni susuzluğunu gideriyor ve kendisini tatmin ediyordu. İlimden başka hiç bir faaliyet kendisini artık tatmin etmekten uzaktı. [1]
[1] Muhammed Ebu Zehra, Tarih Boyunca İslam Hukuk Okulları ve Büyük İmamlar, İhya Yayınları: 2/11-14..

Explore posts in the same categories: EBU HANİFE, Gençlik Yılları

One Comment “Gençlik Yılları”

  1. gamze Says:

    güzelllllll


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: