Usûlü ve İctihadları

îmam Malik, ehl-i hadis ve Hicaz’ın reisi olarak tanınmıştır, îlim ve âlimlere büyük değer verir, Allah’ın kendisine lütfettiği ilmi, fark gözetmeksizin herkese verebilmek için büyük gayret göstermiştir. Abbasi halifesi Harun Reşid’in hacca geldiği sırada, oğulları Emin ile Me’mun’a ders verdirmek için kendisini huzuru­na çağırtması üzerine verdiği cevap meşhurdur: “îlim gelmez, ilme gidilir.” Elli yıl kadar süren hocalık hayatında, hadis dersleri ve vuku bulmuş olaylarla ilgili görüş beyanı (fetva) olmak üzere iki çeşit ilmî faaliyeti sürdürmüştür.

îmam Malik her ne kadar ictihad ve istinbat konusunda bazı kaidelei açıklasa ve diğer bazılarına işaret etse de, ictihad ve hü­küm çıkarmaya dair kaide ve metodlarım, mezhebinin usulünü bizzat yazmamıştır. Ancak Muvatta’daki bazı sözleriyle, bu kita­bın yamsıra el-Müdevvene adlı kitapta nakledilen içtihatları, mensuplarına onun usulünü belirleme imkânını vermiştir.

Buna göre îmam Malik’in usulü şöyledir:

1) Kur’ân’a başvurmak.

2)  Sünnete başvurmak: Sünnetin sahih oluşuyla ilgili sıkı şartları vardır. Kıyası ve Medine’lilerin uygulamasını tercih eder. Çünkü Medine’lilerin uygulaması, babalarından ve dedelerinden gelmiş, mütevatir sünnet derecesindedir.

3) İcma, İmam Malik, “el-Emfu’1-Muctemau aleyh” (ittifak edilen durum) terimiyle, sık sık icma’dan söz ederek, bunu bir de­lil olarak kabul etmiştir.

4) Re’y, îmam Malik, bazılarına göre hadisçilerden sayılması­na rağmen, hüküm çıkarma yönteminde (istinbatta) re’ye de geniş yer vermektedir.

îmam Malik’e nisbet edilen delillerden sahabe kavli sünnet içinde; kıyas mesalih-i mürsele; seddu’z-zerai, istihsan; ıstıshab ise re’y içinde düşünülmüştür.

5) Medine halkının ameli.

îmam Malik vahyi müşahede eden, Rasulullah’m (s.a.v.) tatbikatım görüp yaşayarak amelî bir şekilde nesillere aktaran Medine halkının ameline, belli şartlar içinde önem veriyor, hü­kümlerine kaynak ediniyor ve ona muhalif hareket edenleri kını­yordu. Nitekim Leys b. Sa’d’e yazdığı risalesinde bu yüzden onu ikaz etmişti.

Leys b. Sa’d ona verdiği cevapta, sahabe ve Medine halkı hak­kında söylediği iyi sözleri aynen kabul etmekte, fakat diğer îslâm memleketlerine de büyük sahabîlerin gittiğini, oralarda bulunan halkın da bunların söz ve amellerini aynen benimseyip naklettik­lerini ifade ederek bu noktada ondan ayrılmaktadır.

îmam Malik, Muvatta’daki hükümleri kastederek şöyle de­miştir. “Bu kitapta bulunanların çoğu re’ydir. Yemin ederim ki bunlar bana ait re’y değildir; ilim, fazilet ve takva Sahibi üstadla-rımdan duydukları m dır. Bu üstadların sayısı çok olduğu için, kendime izafe ederek re’y dedim. Onların re’yleri de tıpkı benimki gibi olup, sahabeden intikal etmiştir. Burada el-emru’1-muctema aleyh (bizdeki ittifak edilen hüküm) dediklerim, ilim ve fıkıh sahi­bi âlimlerin ittifakla kabul edip, ihtilaf etmedikleri meselelerdir. El-emru indena (bizdeki durum/hüküm) veya el-emru bi-belediha (bölgemizdeki durum/hüküm) dediklerim, bizde halkın uyguladı­ğı, hükümlerin buna göre verilegeldiği, avam, havas herkesin bil­diği hükümlerdir. Ba’du ehli’1-ilm (bazı âlimler) dediklerim, âlim­lerin görüşleri içinde benim beğenip tercih ettiklerimdir. Onlar­dan duymadıklarım gelince içtihad ettim, erişebildiklerimin gö­rüşleriyle kendi re’yimi karşılaştırdım ki haktan ve Medine halkı­nın mezhebinden uzaklaşmış olmayayım.”

Dinin muteber veya reddedilmiş kabul ettiği maslahatların dışında kalmakla beraber, muteber maslahatlara yakın bulunan mesalih-i mürsele’yi bir delil olarak kabul eden îmam Malik, mu­teber olduğuna şer’î delâlet bulunan maslahatları öncelikle kabul ve tatbik etmiştir. Bu, ibadet değil, muamelât sahasında olmuş­tur.

îmam Malik ictihad usulü konusunda şunları söyler: “Rasû-lullah (s.a.v.) müstesna herkesin sözü kabul ve reddedilebilir.”

“Kendi imamını taklid yüzünden sahabe kavlini terkeden kimseye teube teklif edilir.”

“Ben bir beşerim; hata da, isabet de ederim. Re’y ve içtihadımı inceleyin; Kur’an ve sünnete uyan her sözümü alın, onlara uyma­yan bütün sözlerimi de terkedin.”

îmanı Malik, hac dışında Medine’den hiç ayrılmamıştır. Hat­ta Harun Reşid, kendisiyle birlikte Bağdat’a gelmesini istediğin­de, Hz. Peygamber’in kabri civarında kalmayı, Bağdat ve başka yerlere gitmeye tercih ederek, teklifi kabul etmemiştir. Medine’de kalışı, uzun ömürlü oluşu, kendisine gelen birçok kişi üzerinde büyük etki yapmıştır. îslam topraklarının muhtelif yerlerinden, Mısır, Şam, Irak, Kuzey Afrika ve Endülüs’ten ilim öğrenmek iste­yenler îmam Malik’e gelmişler, onunla beraber bulunup ilim öğ­renmişlerdir. Büyükden küçümsenmeyecek sayıda öğrencisi var­dı. Mezhebini işte bu talebeleri Mısır, Kuzey Afrika ve Endülüs’te yaymışlardır. Öğrencileri arasında büyük hukukçular da yardı. [2][3]

[2] İmam Malik, Muvatta, Beyan Yayınları: 1/39-41.

[3] İmam Malik, Muvatta’, Beyan Yayınları: 1/37-38.

Explore posts in the same categories: Usûlü ve İctihadları, İmam Malik

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: