Âlimlerin ve Öğrencilerinin Dilinden İbn Kayyım

Öğrencisi Hafız İbn Receb anlatıyor:

“Üstadımız 691 h. senesinde dünyaya geldi. Şihab en-Nâbulusî vs. mu-haddislerden hadis dinledi. Hanbelî mezhebi fıkhını öğrendi ve bu sahada uzmanlaştı. Fetva verdi. Şeyh Takiyüddîn’in derslerine devam etti, ondan tahsil gördü. İslâmî ilimlerin her branşında bilgi sahibi oldu. Bildiği ilim­ler: 1- Tefsir: Bu konuda onunla yarış edilemezdi. 2- Akaid: Doruk nokta­sındaydı. 3- Hadis: Hadisin anlamları ondan çıkacak fıkhı hükümler ve ha­disten hüküm elde etme incelikleri konularında ona ulaşılamazdı. 4, 5, 6- Fıkıh, usul-i fıkıh ve arapça sahasında geniş bilgisi vardı. 7- Kelâm ilmi, 8- îlm-i Sülûk’de âlim bir zat olup tasavvuf ehlinin sözlerini, işaretlerini, metinlerini ve bazı büyüklerini iyi bilir, tanırdı.”

Yine aynı öğrencisi diyor ki:

“Allah rahmet etsin, üstadımız ibadete düşkün, gece namazlarına kal­kan, namazı oldukça uzun kılan bir zattı. Kendini ibadete verdi. Zikre çok düşkündü. Gönlü Allah aşkıyla yanıp tutuşmaktaydı. Sürekli tevbe eder, Allah’a yalvarıp yakarır, O’na boyun büker ve O’nun önünde kullu­ğunu sergilerdi. Bu hususta onun gibisini görmedim. Ondan daha geniş bilgisi olan, Kur’an’ın ve Sünnet’in manalarını, iman hakikatlerini ondan daha iyi bilen birini görmedim. O, masum değil; ama bu manada onun gibisini görmedim. Başından pek çok imtihan geçti, defalarca eziyet gördü. Son defasında Şeyh Takiyyüddin ile birlikte ondan ayrı olarak kaleye hap­sedildi. Hapisten ancak Şeyh’in ölümünden sonra kurtuldu. Hapis müdde-tince Kur’an okumakla, tefekkürle, düşünmekle meşgul oldu.”

öğrencisi ve arkadaşı İbn Kesir de şöyle anlatıyor:

“Hadis dinledi ve ilimle meşgul oldu. Pek çok İlimde bilhassa tefsir, hadis, usul-i fıkıh ve akaid ilimlerinde uzmanlaştı. Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye 712 h. senesinde Mısır’dan dönünce onun derslerine üstadın ölü­müne kadar devam etti. Daha önce öğrendikleri yanında İbn Teymiye’den çok ilim öğrendi. Gece-gündüz çokça araştırması ve çok ibadetle meşgul olması yanında pek çok branşta sahasında tek adam oldu. Güzel Kur’an okurdu. Güzel ahlâklıydı. Başkalarını çok severdi. Hiç kimseye haset et­mez, eziyet vermezdi. Hiç kimsenin kusurunu araştırmaz ve hiç kimseye kin duymazdı. Onunla en çok düşüp kalkan ve onun en çok sevdiği insan bendim. Zamanımızda bu dünyada ondan daha çok ibadet eden birini ta­nımıyorum. Kendine has bir namaz kılışı vardı; namazı oldukça uzatırdı. Namazda secde ve rükûu uzatır ve (bu yüzden) bazı zamanlar çok arkadaşı onu kınar; ama o, bundan vazgeçmezdi. Allah rahmet eylesin.

Cenazesinde tıklım tıklım dolu bir kalabalık vardı. Kadılar, ileri gelen­ler, sarihler ve halk cenazeye katılmış naşını taşımak için insanlar izdiham oluşturmuşlardı. Vefat ettiğinde 60 yaşındaydı. Allah rahmet eylesin.”

Hafız Zehebî diyor ki: “Hadis ilmine, hadis metinlerine ve bazı râvile-rine özen gösterdi. Fıkıhla uğraşır ve fıkhı iyi açıklardı. Nahivle uğraşır, öğretirdi. Usul-i Fıkıh ve akaidle de meşgul olurdu. İlimle meşgul olmayı her işin önüne geçirdi ve ilim neşretti.”

İbn Nasır ed-Dımeşkî anlatıyor: “İlmin pek çok branşında bilhassa tefsirde ve usulün mantûk ve mefhumunda bilgi sahibiydi. Ebu Bekr Mu-hammed b. el-Muhib diyor ki: Üstadımız el-Mizzî’nin huzurunda, İbn Kay-yim, İbn Huzeyme derecesinde midir? diye sordum. O bu zamanda, kendi zamanında İbn Huzeyme neyse odur, cevabını verdi.”

Kadı Burhaneddin ez-Zer’î diyor ki: “Gökkubbe altında ondan daha geniş bilgi sahibi kimse yoktur. Sadriye Medresesinde ders verdi, Cevziye’-de imamlık yaptı. Kendi el yazısıyla, anlatılamayacak derecede çok şey yazdı. Gerçekten muhtelif ilimlerde pek çok eserler verdi. İlmi yazmayı, okumayı, kitap haline getirmeyi ve ilim kitapları edinmeyi çok severdi. Başkalarının elde edemeyeceği kadar çok kitap elde etmişti.”

Feîhu ‘I-Bârî adh eserinde, ismini gerek zikrederek, gerek atlayarak İbn Kayyim’in Zâdu’l-Meâd vs. eserlerinden çokça alıntılar yapan Hafız îbn Hacer, onu şu kelimelerle anlatıyor: “Cesur kalpli, geniş bilgi sahibi, hilaf ilmini ve selefin görüşlerini bilen bir zattı.”

İmam Şevkânî, îbn Kayyim’in şu özelliklerine dikkat çeker: “Sahih delillere bağlı, onlarla amel etmekten hoşlanır, şahsi görüşe dayanmaz, hakkı aşikâre söyler ve bu konuda hiç kimseden çekinmezdi.” [4]

[4] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead,1/18-19.

Explore posts in the same categories: Âlimlerin ve Öğrencilerinin Dilinden İbn Kayyım, ibn kayyım el cevziyye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: