İmâm Buhârî’nin Tercihleri
* İki sünnet yerinin inzal olmaksızın birbirine sâdece dokunmasından yıkanmanın vâcib olmıyacağı, ancak yıkanmanın daha ihtiyatlı olduğu.
* Hamamda Kur’ân okumakta be’s olmıyacağı.
* Meninin yıkanmasının da, el ile sürtülüp ovalanmasının da caiz olması.
* Suyun içine murdar düşmekle değil de, ancak tağayyur (yâni başkalaşma) ile murdar olacağı.
* Fil ve benzeri ölü hayvan kemikleri yle taranmanın, onların yağlarım yağ sürmekte kullanmanın ve onlarla ticâret yapmanın cevazı.
* İçine fare ve benzeri bir hayvan düştüğü zaman, sıvı olsun donuk olsun, o hayvan ve etrafının atılması suretiyle yağın temiz sayılacağı.
* Namaz kılarken üstüne pislik atılan kimsenin namazının bozulmıyacağı.
* (Namaz içinde iken) Elbisesin de kan gören kimsenin o kanı atacağı, namazını tamamlaya cağı ve namazı yeni baştan kılmıyacağı.
* Ayetin Mushaftan okunmasında be’s olmadığı.
* Cünüb olan kimsenin (ezberden) Kur’ân okumasında be’s olmadığı.
* Kadının üç hayzının bir ayda tamamlanmıyacağı, kadın dindarlığından hoşnûd olunacak yakın arkadaşlarından bir şâhid getirir, o şâhid de kendisini n bir ay içinde üç defa hayz olduğuna şehâdet ederse kadının tasdik olunacağı ve iddetinin biteceği.
* Teyemmümün yüze ve ellere âid olduğu.
* Abdesti bozacak bir hades vâki’ olmadığı müddetçe, iki ve daha çok farz namazın bir tek teyemmüm ile kılınmasının cevazı.
* Cünüb olan kimsenin, soğuk sudan hasta olmaktan korktuğu zaman teyemmüm edip namaz kılabileceği.
* Murdar şeyle boyanan kumaşları giymenin cevazı.
* Uyluğun avret olmadığı.
* Gemi içinde namaz kılan kimsenin gemi ile beraber geminin döndüğü cihete dönebileceği.
* İnsanın kendi elbisesi ve yaygısı üzerinde secde etmesinin cevazı.
* Ayakkabıları ile namaz kılmanın cevazı.
* Umre yapmanın vâcib olduğu.
* Buhârî, alış veriş işlerinin insanların kendi aralarında tanıyageldikleri âdet ve esâslara göre döndürüleceği görüşündedir.
* Buhârî, kadının gerek kendi mülkü olsun, gerek başkasının mülkü olsun müsavi olarak, erkek köleden perde arkasına çekilmiyeceği hususunda ki Âişe mezhebini tercîh etti.
* Buhârî, kör kimsenin ve maske takınmış kadının sesi tanındığı zaman şâhidlik yapmasının cevazını tercîh etti.
* Şübhe ve fesâd ehli olan kimseleri gıybet etmenin cevazı.
* Kitâb ehli olan kişinin Kur’ân öğretmesinin cevazı (Nitekim bu Ebû Hanîfe’nin mezhebidi r); Kur’ân’ dan başka ilimlerde öğretmenlik yapmasının evleviyet le cevazı.
* Kadının gelin bile olsa, erkeklere hizmet etmesi ve onların karşılarında dikilip işlerini görmesinin cevazı; nitekim köylerdeki ve sah-râlardaki kadınlar kendi fıtratlarıyle bu nizâm üzeredirler.
* Talâkın niyetle ve boşama kasdıyle vuku’ bulacağı, mutlak bir sözle talâk vâki’ olmıyacağı hususunda ki İbn Abbâs mezhebini tercîh etti.
* Buhârî, bir yıllık müddet âyeti (el-Bakara: 2/228, 234: et-Talâk: 65/1-4) hakkında, bu âyetin mensûh olmayıp, muhkem bulunduğu hususunda Mucâhid ve Atâ’nın mezhebler ini tercîh etti. Bu da, kadın bir yıllık suknâ vasıyyetini kabul ettiği takdirded ir.
* Kadınların erkeklere hasta ziyareti yapmalarının cevazı; nitekim köyler ve sahralar halkı kendi fıtratları ile bu gelenek üzeredirler.[1]
* Hıdır’ın şimdi diri olmadığı.
* Müşrike ibtidâen künye vermenin ve künyelendiği isimle nida etmenin cevazı.
* Üvey kızın ve üvey oğulun kızları haram kılınmakta üvey kız gibidir. Nitekim oğulların çocuklarının karıları da, oğulların kadınları gibidir. Üvey kız, üvey babasının terbiyesi nde ve himayesin de bulunmamış olsa da, yine haram kılınır.
* Buhârî: “Yahûdî olanlarda n kimi kelimeler i konuldukl arı yerlerind en tahrif ederler.. ” (en-Nisâ; 4/46) âyetinin tefsiri hakkında şöyle dedi: Yuharrifûne, yuzîlûne demektir. Hâlbuki Azîz ve Celîl olan Allah’ın kitâblarmdan bir kitabın lâfzını izâle edecek hiç kimse yoktur. Lâkin onlar onu tahrif ediyorlar, yânî te’vîlinden başka bir te’vîl ile te’vîl ediyorlar . İbn Hacer Fethu’l-Bârî’de bu bahs üzerine geniş îzâh yaptı. Çünkü bu çok mühim bir konudur.
* Buhârî, hâkimin kendi âmillerine, kaadînın diğer kaadîya yazdığı mektûb ile -o mektûb üzerine şâhid ve beyyine olmadan da- amel etmeyi caiz kıldı.
* Kadın tanıyıp bildi ise, perde arkasından kadın üzerine şâhidliği caiz gördü.
* Hâkimin hükmünün hiçbir haramı helâl ve hiçbir helâlı haram kılamıyacağı.
* Hâkim, cevr ve zulm ile yânî adaletsiz ce hüküm verir yâhud ilim ehlinin hilâfına hüküm verirse, o hükmün merdûd olacağı.
* Buhârî, tamamen kâfir olsa bile bir insanın hâkim için tercemânlık yapmasını caiz gördü.
* Buhârî’nin evlenmek istenilen kadına bakmaya istidlali: Buhârî, evlenmek üzere istenmekt e olan kadına veya kıza bakmaya, Peygamber’in Âişe’ye hitaben söylediği şu hadîsi ile istidlal etti: “Ben seni ru ‘yâmda gördüm. Senin resmini bir ipek parçası üzerinde olarak melek getiriyor du da bana: Bu kız senin karındır, diyordu. Ben senin yüzünden perdeyi açtığımda baktım ki, o ru’yâmda gördüğüm, sensin.”[2]
el-Vâlid, Minhâc Şerhi’nde şöyle dedi: Bu güzel bir istidlald ir. Çünkü Peygamber’in fiili, uykuda olsun uyanıkken olsun, müsavidir. Peygamber Âişe’nin yüzünü açmış, bakmıştır…[3]
Şübhe yok ki, insaflı olan kimse buradaki tercihler i gördüğü zaman muhakkak Buhârî’nin mutlak bir müctehid olduğuna kesin kaanî olacaktır. Çünkü bu kaviller mezheb imamları arasında dağıtılmışlardır. Buhârî onlardan hiçbir mezhebi ayniyle tutmamıştır. Merhum üstadın bir araya getirmiş olduğu bu tercihler el-Câmi ‘u’s-Sahıh’in içindekilerden ancak bir parçadır. Yoksa şübhesiz Buhârî’ye aid daha pekçok tercihler ve görüşler vardır ki, kitabında bu görüşlerden birinin zikr edilmediği bir bâb hemen hemen yoktur. Zikr edilen bu mıkdâr da yetecekti r. Ve Allah en bilendir. [4]
[1] İslâm dîni fıtrat dînidir. Fıtratın gerektird iği nizâmı en güzel ve en ma’kûl ölçüler içinde gerçekleştirmiştir. Kadın-erkek ilişkilerini ifrat ve tefritten uzak, her asır ve her yerde tatbiki kaabil en medenî düstûrlarla nizamlamıştır. Bizleri böyle yüce bir dînin sâliklerinden kıldığı için Allah’a sayısız hamd u senalar olsun.
[2] Buhari, Nikah, Babu’n-nazar ile’l-mer’e kable’t-tezvic, rak: 58.
[3] Yalnız son mesele: Tabakaatu’ş-Şâfiiyye, II, 18.
[4] Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 75-77.