Hâlid İbn Ahmed ez-Zuhlî’nin Fitnesi
Ahmed ibn Mansûr eş-Şîrâzî şöyle dedi Ebû Abdillah el-Buhârî, Buhârâ’ya döndüğü zaman, şehirden bir fersah uzaklığa onun için birçok çadırlar dikildi. Şehir ahâlîsinin çoğu onu karşılamağa çıktı, hattâ şehirde zikre değer kimse kalmadı. Buhârî’nin üstüne altın ve gümüş paralar saçıldı. Bir müddet bu sevgi devam etti. Sonra onun tâlii bulandı ve hava aleyhine döndü. İşte büyük adamların sânı böyledir. Buhâri ile Buhara Emîri Hâlid ibn Ahmed ez-Zuhlî arasında dargınlık meydana geldi. Nihayet vâlî, Buhârî’nin şehirden çıkıp gitmesini emretti. Bu emir de Buhârâ’daki re’y sahibi büyük fakîhlerden olan Hureys ibn Ebi’l-Verkaa’nın Buhârî’nin mezhebi hakkında ileri geri konuşmasından sonra oldu. Buhara halkından daha başkaları da onun aleyhinde konuştu. Buhari ile vâlî arasındaki bu zıdlaşmayı gerektiren sebeb hakkında ayrı ayrı görüşler ileri sürdüler:
Guncâr (412/1021), kendi Târîh’inde şöyle dedi: Ben Ahmed ibn Muhammed ibn Umer’den işittim, şöyle diyordu: Ben Bekr ibn Münir’den işittim, şöyle diyordu: Buhara Valisi Hâlid ibn Ahmed ez-Zuhlî, Muhammed ibn İsmail’e: el-Câmi’u’s-Sahîh’i ve Târih’i benim yanıma getir de, onları senden işiteyim, diye haberci yolladı. Muhammed ibn İsmail de gelen elçiye şöyle dedi: “Vâlî’ye şunu söyle ki, ben ilmi alçaltmam, ve onu sultânların kapılarına taşımam. Eğer onun ilimden herhangi bir şeye ihtiyâcı varsa, mescidimd e yâhud evimde benim yanıma gelip, meclisimd e hâzır bulunsun. Eğer sana gönderdiğim bu cevâbım senin hoşuna gitmezse, sen bir valisin, binâenaleyh sen beni ders meclisind e ders vermekten men’ et ki, bu men’ kıyamet gününde Allah huzurunda benim kendiliğimden ilmi ketm etmediğime dâir lehime bir özür olsun.”[1]
Guncâr: İşte Buhârî ile Vâlî arasındaki kırgınlığın sebebi bu oldu, dedi.
Hâkim de şöyle dedi: Ben Muhammed ibnu’l-Abbâs ed-Dabbî’den işittim, şöyle diyordu: Ben Ebû Bekr ibn Ebî Umer’den işittim, şöyle diyordu: Ebû Abdillah’ın Buhara şehrinden ayrılmasının sebebi şudur: Abbasî Halîfesi İbn Tâhir’in vâlîsi Hâlid ibn Ahmed, Buhârî’den konağına gelmesini, el-Câmi’u ’s-Sahîh ile et-Târih’i çocuklarına okutmasını istedi. Buhârî buna yanaşmadı ve: Benim diğer toplulukl arı bırakıp da ders işittirmeyi husûsî olarak bir topluluğa tahsis etmem, yapamıyacağım bir iştir, dedi. Bundan sonra vâlî Hâlid, Buhara halkından Hureys ibn Ebi’l-Verkaa ve diğerlerinden yardım istedi. Onlar Buhârî’nin mezhebi hakkında konuştular. Vâlî bu dedikodul arı fırsat bilerek, Buhârî’yi şehirden sürgün etti. Buhârî de onlar aleyhine: Yâ Allah, onların beni kasd ettikleri şeyi kendi nefisleri ne, çocuklarına ve ailelerin e ulaştır, diye beddua etti. Müteakiben vâlî Hâlid üzerinden ancak bir aydan az zaman geçmişti ki, Zâhirîler’in, onun aleyhine nida edilip toplanılması emri geldi. Vâlî aleyhine nida olundu. Onun hâli şöyle idi: Kendisi bir dişi eşek üzerinde idi, palanın üstünde gözlerini şaşkın şaşkın belertmişti. Sonra işinin sonu zillete ve habs edilmeye vardı. Hureys ibn Ebi’l-Verkaa’ya gelince, o da ailesi hakkında belâya uğradı, ailesinde vasf edilemiye cek şeyler gördü. Fulan kimseye gelince, o da çocukları hususunda belâya çarpıldı. Hulâsa, Allah birer birer muhaliflerinin uğradıkları belâları Buhârî’ye gösterdi.[2]
[1] Husûsî olarak Vâli’ye ve çocuklarına ders vermeyi böyle reddetti. Çünkü Peygamber (S)’in şu kavli vardır:
“Kendisine bir ilim sorulup da o ilmi gizleyen ateşten bir gem ile gemlenece ktir.” (Târîhu Bağdâd, l, 33). el-Bakara: 159, 174 âyetleri de müsteneddir.
[2] Hedyu’s-Sâri, s. 494, “Zikru rucûihi ilâ Buhara ve mâ vakaa beynehu ve beyne Emîrihâ ve mâ ittisala bi-zâlike min vefâtihi”; İrşâdu’s-Sâri, l, 38.
Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 82-83.