Archive for Ocak 22nd, 2007

Te’lîf Ettiği Eserler

Ocak 22, 2007

[1]
1) el-Câmi’u’s-Sahîh. Bu te’lîflerin en azametlis idir; ayrıca tanıtı­lacaktır.
2) el-Edebu’1-Müfred. Bunu Buhârî’den Ahmed ibn Muhammed el-Celîl el-Bezzâr rivayet eder.
3) Birru’l-Vâlideyn. Bunu Buhârî’den kâtibi Muhammed ibn Dellûye rivayet eder.

Buhârî’nin Ölümü

Ocak 22, 2007

İbn Adiyy şöyle dedi: Ben Abdulkuddûs ibn Abdilcebbâr’dan işittim, şöyle diyordu: Buhara Vâlîsi Hâlid ibn Ahmed, Muhammed ibn İsmail el-Buhârî’nin Buhârâ’dan çıkmasını emr ettiği zaman Buhârî, Semerkand köylerinden bir köy olan ve Semerkand’dan iki fersah kadar uzaklıkta bulunan Hartenk’e çıkıp gitti. Orada Buhârî’nin akrabaları vardı; onların yanına indi. Râvî dedi ki: Ben Buhârî’den işittim, gecelerden [...]

Hâlid İbn Ahmed ez-Zuhlî’nin Fitnesi

Ocak 22, 2007

Ahmed ibn Mansûr eş-Şîrâzî şöyle dedi Ebû Abdillah el-Buhârî, Buhârâ’ya döndüğü zaman, şehirden bir fersah uzaklığa onun için birçok çadırlar dikildi. Şehir ahâlîsinin çoğu onu karşılamağa çıktı, hattâ şe­hirde zikre değer kimse kalmadı. Buhârî’nin üstüne altın ve gümüş paralar saçıldı. Bir müddet bu sevgi devam etti. Sonra onun tâlii bu­landı ve hava aleyhine döndü. İşte [...]

ez-Zuhlî Tarafından Ma’rûz Kaldığı Fitne

Ocak 22, 2007

Hatim ibn Ahmed ibn Muhammed şöyle dedi: Ben Müslim ibnu’l-Haccac’dan işittim, söyle diyordu: Muhammed ibn İsmail Nîşâbûr’a geldiği zaman, Nîşâbûr halkının ona yaptığı karşılamayı hiçbir vâlîye ve hiçbir alime yaptıklarını görmedim. Buhârî’yi şehirden iki yâhud üç merhale uzakla karşıladılar. Muhammed ibn Yahya ez-Zuhlî kendi meclisind e: Her kim yarın Muhammed ibn İsmâlîl’i karşılamak isterse onu [...]

İmâm Buhârî’nin Tercihleri

Ocak 22, 2007

* İki sünnet yerinin inzal olmaksızın birbirine sâdece dokunma­sından yıkanmanın vâcib olmıyacağı, ancak yıkanmanın daha ihtiyatlı olduğu.
* Hamamda Kur’ân okumakta be’s olmıyacağı.
* Meninin yıkanmasının da, el ile sürtülüp ovalanmasının da caiz olması.
* Suyun içine murdar düşmekle değil de, ancak tağayyur (yâni baş­kalaşma) ile murdar olacağı.

İmâm Müslim’in İmâm Buhârî’yi Takdîr Etmesi

Ocak 22, 2007

Hafız Ebû Hâmid el-A’meş şöyle dedi: Biz Nîşâbûr’da Buhârî’nin yanında idik. Müslim ibnu’l-Haccâc geldi ve Buhârî’ye şu hadîsi sordu:
Ubeydulla h ibn Amr, Ebu’z-Zuheyr’den, o da Câbir’den; dedi ki: Resûlullah (S) bizleri bir seriyye içinde gönderdi, berâberimizde Ebû Ubeyde vardı… (Hadîs uzunca devam ediyor).
Buhârî şöyle dedi: Bize İbnu Ebî Uveys tahdîs etti. Bana kardeşim Süleyman ibn [...]

Buhârî Hakkında Övgü ve Beyânlar

Ocak 22, 2007

Hatîb el-Bağdâdî, İmâm Ahmed ibn Hanbel’e varan senedi ile ri­vayet etti ki, Ahmed ibn Hanbel: Horasan ülkesi Muhammed ibn İsmâîl gibisini çıkarmadı, demiştir. Ahmed ibn Hanbel’in oğlu Abdullah, babasına hadîs hafızlarını sordu. Ahmed ibn Hanbel: Horasan’dan bir çok gençlerdir, dedi ve onlar içinde Buhârî’yi saydı; saymağa da Bu­hârî ile başladı.
Yine Hatîb, İmâm Ahmed’den rivayet etti. [...]

Şiirleri ve Nadide Sözleri

Ocak 22, 2007

Buhârî’nin nazımdaki fesahati, nesirdeki fesahatin den az değildir. O, iki fenni de iyi yapardı. Şu kadar ki, bu husûsda ondan bize pek az şey ulaşmıştır. O da üstâdlarının üstadı İmâm Şafiî’nin şiir husu­sunda gittiği yola mı gitti, bilmiyoruz. Şafiî:
“Eğer şiir âlimlere ayıblılık ve eksiklik getirir olmayaydı, ben bugün muhakkak şâir Lebîd’den daha güzel şiir söyleyici [...]

Atış ve Harb Âletleri Kullanmayı Bilmesi

Ocak 22, 2007

Ebû Abdillah el-Buhârî ziyâde olan ilmi, geniş cömertliği ve büyük takvâsıyle beraber harb işlerini sağlam yapıyor ve cihâd âletleri­ni güzelleştirmeyi iyi biliyordu . Harb âletlerini kullanmak ta en meşakkatli iş atmak olduğu gizli değildir. Buhârî atışta başkaları üze­rinde seçkin derecede idi. Çünkü birçok defalar üstüste atış yaptığın­da hedefi isabette hiç hatâ yapmıyordu.

Sîreti, Zühdü, Faziletleri ve Cömertliği

Ocak 22, 2007

[1]
Kâtibi şöyle dedi: Ben Ebû Abdillah’dan işittim, o: İçinde dünyâ zikri bulunan bir kelâm etmek istediğimde muhakkak Allah’a hamd ve sena ile başlamışımdır, diyordu.
Yine kâtibi şöyle dedi: Ebû Abdillah el-Buhârî’nin babasından vâ­ris olduğu büyük malı vardı. Kendisi bu malı mudârebe ortaklığına verirdi.[2] Bir defasında alacaklısı Buhârî’nin zararına büyük bir mal kesip almıştı. Firabr’de iken Buhârî’ye [...]